Gelir testi gelir tespiti nedir nasıl yapılır bu konu ile ilgili 2011/2512 karar sayılı yönetmelik 28.12.2011 tarih ve 28156 sayılı resmi gazete yayınlanmıştır.Güvencesi olmayanlar Genel sağlık sigortasından yararlanmak için gelir testi yaptıracaklar.
Kimler gss primi ödemeyecek
1. Sigortalılar
2. İsteğe bağlı sigortalılar
3. Gelir testi sonucunda hane içinde kişi başı geliri asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar (Kanundaki adı 60c1)
4. Vatansızlar ve sığınmacılar
5. Sayılan kanunlara göre aylık alanlar ( 2022, 1005, 3292, 2330, 422,
2913)
6. Korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler
7. Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar
8. Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler
9. İşsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan kişiler
10. 5510 sayıl Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler
11. Sayılanların dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar.(sgk.gov.tr)
1 Ocak 2012 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası uygulamasındaki değişiklikler nelerdir?
Genel sağlık sigortasından yararlanılmasında temel şartlardan birisi, Türkiye’de ikamet etmektir.
1/1/2012 tarihinden itibaren zorunlu genel sağlık sigortası uygulamasına geçilmiştir. Buna göre; tutuklu ve hükümlüler, er, erbaş ve yedek subay okulu öğrencileri, yabancı bir ülkede sosyal sigortaya tabi olması nedeniyle sözleşmeli ülke adına sağlık yardımları karşılananlar, Kuruma devir alınacakları tarihe kadar 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki banka ve sigorta şirketlerinin sandıkları kapsamında bulunanlar ile bunların bakmakla yükümlüleri, yabancı ülke vatandaşlarından Türkiye’de kesintisiz olarak bir yıldan fazla ikamet etmeyenler, milletvekilleri ile Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleriyle bunların emeklileri ile dul ve yetimleri hariç olmak üzere Türkiye’de ikamet edenler, zorunlu genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
Sosyal güvencesi bulunan işçi(4/a), esnaf(4/b), memur(4/c) olanlar ile bu sigortalılıklarından dolayı aylık alanların durumlarında değişiklik olacak mı?
Sigortalılığı bulunan bu kişiler ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık yardımlarının, daha önce olduğu gibi kanun kapsamında karşılanmasına aynen devam edilecektir. Yani; işçi, memur veya esnaf olarak çalışan zorunlu sigortalılar ve emekliler ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler için herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır.
Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olan ve kendi nam ve hesabına çalışanlardan (4/b’lilerin) 60 günden fazla prim borcu olanlar ne yapacaktır?
Bu durumda olanların borçlarının tamamının ödenmesi veya 6183 sayılı Kanuna göre 36 aya kadar taksitlendirmesi suretiyle ilk taksitin (peşinatın) ödenmesi halinde, kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Borcun taksitlendirme işlemi, Kurum ünitelerince taksitlendirme müracaat ve çok zor durum halini gösteren (Kurum web sayfasında yer alan) belgelerin verilmesi ve peşinat tutarının ödenmesi ile yapılabilmektedir.
Kendi nam ve hesabına çalışanlardan (4/b’liler) 60 günden fazla prim borcu olan ancak ödeme veya taksitlendirmede bulunmayan sigortalıların bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocukları sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacaktır?
Bu durumda olanların bakmakla yükümlü olduğu eş ve 18 yaş üstü çocukları Kurumumuza genel sağlık sigortalısı olmak için Kurumumuza talepte bulunabilirler. Talepte bulunduktan sonra gelir testi için ikametlerinin bulunduğu sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına (SYDV) başvurmaları halinde gelir tespiti sonuçlarına göre prim ödemek suretiyle veya primleri devlet tarafından karşılanmak suretiyle sağlık hizmetlerinde yararlanabileceklerdir.
Kendi nam ve hesabına çalışanlardan (4/b’ liler-bağkurlular) (4/a) kapsamında hizmet akdine tabi olarak çalışanlarsa sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacaktır?
Kendi nam ve hesabına çalışanlar(4/b’liler), bir ve birden fazla işverene bağlı olarak hizmet akdine tabi çalıştığında, Kanunun 53 üncü maddesi gereği (4/b) kapsamında sigortalılıkları sona ereceğinden, (4/a) kapsamında en az 30 gün prim ödenmek şartıyla sağlık yardımlarından kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler faydalandırılacaktır. Ancak prim borcunun ödeme yükümlülüğü devam edecektir.
18 yaşın üzerindeki çocukların durumu ne olacaktır?
18 yaşın üzerindeki erkek çocuklar, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi durumunda ise 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayanlar, ana veya babasının sağlık güvencesinden yararlanmaya devam edecektir. Yani, bu kişilerin her yıl öğrenci belgelerini sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezine göndermesi yeterli olacaktır.
1/10/2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanan kız
çocukları ise 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren de sağlık yardımlarından, daha önce olduğu gibi
sigortalı veya evli olmadığı sürece yaş şartı aranmaksızın faydalandırılacaktır.
18 yaşın üzerinde çalışmayan/okumayan veya 25 yaşın üzerinde okuyan/okumayan/çalışmayan erkek çocukların durumu ne olacaktır?
Bu kişiler, 1/1/2012 tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre re’sen tescil edilecektir. Bu kapsamdakiler, gelir testi yaptırmaları için ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına başvurmaları gerekmektedir. Gelir testi sonucuna göre de prim ödeme yükümlüsü, devlet ya da kendileri olacaktır.
Bakmakla yükümlülük durumu sona eren çocukların gelir testinde ana ve babasının gelirleri mi yoksa kendi gelirleri mi dikkate alınacaktır?
Gelir tespitinde aile olarak aynı hane içinde yaşayan ve nüfus kayıtlarında yer alan eş, yaşlarına bakılmaksızın evli olmayan çocuk ve genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilecek kişinin ana ve babası esas alınmaktadır. Buna göre; ana ve/veya babasıyla aynı adreste ikamet eden ve yaş koşulları nedeniyle ana/babanın bakmakla yükümlüsü konumunda olmayanların gelir testi yapılırken ana, baba ve çocuğun gelirleri hesaplamada dikkate alınmaktadır.
Ancak nüfus kayıtlarında göre ana ve babasından ayrı ikamet eden bakmakla yükümlülük
durumu sona ermiş olanların gelir testi, ayrı olarak yapılacaktır.
Öğrenim görmesi nedeniyle ailesi ile aynı hanede yaşamayan 25 yaşından küçük çocuklar, gelir testi yapılırken dikkate alınacak mıdır?
Aynı hanede yaşamayan ve öğrenimi nedeniyle başka bir hanede yaşayan evli olmayan çocuklardan öğrenim görmesi nedeniyle 25 yaşını doldurmamış olanlar, gelir testinde aynı aile içinde değerlendirilecektir.
Ana ve babasının sosyal güvencesi olmayan çocuklar ne yapacaktır?
Ülkemizde yaşayan herkes zorunlu olarak genel sağlık sigortalısı kapsamında tescil edileceğinden, bu kişilerin 18 yaşın altındaki çocukları da bakmakla yükümlü oldukları çocuk olarak Kanunun (60/g) bendi kapsamında tescili olan ana/babası üzerinden sağlık yardımlarından faydalandırılacaktır. 18 yaşın altındaki tüm çocuklara 30 gün prim ödemiş olma ve prim borcu bulunmaması şartları aranmaksızın sağlık hizmeti verilmeye devam edilecektir.
18 yaşını tamamlamadan evlenenler ile bunların çocukları genel sağlık sigortası kapsamına nasıl alınacaktır?
Türk Medeni Kanununa göre evlenmeyle kişi ergin olunacağından, 18 yaşından küçük ve herhangi bir sosyal güvencesi olmayan kişiler de Kanunun (60/g) bendine göre genel sağlık sigortalısı olmak için Kuruma müracaat edenler, müracaat tarihi itibariyle tescil edilecek ve bunlar da ikametlerinin bulunduğu vakfa başvurmak suretiyle gelir testi sonucuna göre işlem yapılacaktır.
1/1/2012 tarihinden önce 3816 sayılı Kanuna göre yeşil kartı olanlar, sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
1/1/2012 tarihinden önce yeşil kart sahibi olan ve bu tarihten sonra da vizesi (hak sahipliği) devam edenler, genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımlarından yararlanmaya vize süresi dolana kadar devam edeceklerdir. Vize süresinin dolduğu tarihten itibaren de en geç bir ay içinde gelir testi yapılması için ikametlerinin bulunduğu sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına (SYDV) başvurmaları gerekmektedir. Yapılan gelir testi sonucuna göre aile içinde kişi başına düşen aylık ortalama gelirleri asgari ücretin üçte birinin altında olanlar, yeşil kartlı (Kanunun 60/c-1 alt bendi kapsamında) gibi primi devlet tarafından karşılanarak sağlık hizmetlerinden faydalandırılacaklardır.
1/1/2012 tarihinden sonra yeşil kart vizeleri dolanların sağlık yardımlarından yararlanması için ne yapması gerekmektedir?
Söz konusu kişilerin, vize süresinin dolduğu tarihten itibaren bir ay içinde gelir testi yapılması için ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına (SYDV) başvurmaları gerekmektedir.
Gelir testi yaptırmak için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına nasıl ulaşılabilir?
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının adres ve diğer iletişim bilgilerine; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “http://www.aile.gov.tr” veya “http://www.sydgm.gov.tr/tr/vakif” web adreslerinden erişilebilmektedir. Ayrıca gelir testine müracaat edeceklerin ikametlerinin bulunduğu il veya ilçelerdeki valilik/kaymakamlıklardan da bilgi alınarak öğrenilebilir.
Gelir testi yaptırmak isteyenler müracaat formunu nereden temin edilebilir?
Gelir testi müracaat formu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın web adresinden veya
vakıflara bizzat müracaat edilerek temin edilebilir.
Her hangi bir sosyal güvencesi olmayanlar 31/1/2012 tarihine kadar gelir testi için müracaat etmezlerse ne olacaktır?
1/1/2012 tarihi itibariyle her hangi bir sosyal güvencesi olmayanlar Kurum tarafından Kanunun (60/g) bendi kapsamında re’sen tescil edilmişlerdir. Bu kapsamdakilere Kurum tarafından gelir testi yaptırmaları için “gelir testine müracaat bildirim” belgesi adreslerine gönderilmiştir. “Gelir testine müracaat bildirim” belgesi tebliğ edilenler, tebliğ tarihinden itibaren en geç bir ay içinde ikametlerinin bulunduğu vakıflara başvuracaklardır. Ancak bu yazının alınmasını beklemeksizin de doğrudan gelir testi için ikametlerinin bulunduğu vakıflara başvurabilirler. Dolayısı ile 31/1/2012 tarihi, son müracaat tarihi olarak değerlendirilmeyecektir.
Gelir testi yaptıranların daha sonra hangi işlemleri yapması gerekmektedir?
Gelir testi yaptıranların gelir testi sonuçları, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından SGK’ya elektronik ortamda gönderileceğinden, bu kişilerin tescil işlemi için Kuruma ayrıca başvuruda bulunmaları gerekmemektedir. Gelir testi sonucunda aile içindeki kişi başına düşen aylık ortalama gelire göre bu kişilere, SGK tarafından genel sağlık sigortası statüsünü ve ödemesi gereken prim miktarını gösteren yazılı bildirim yapılacaktır.
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar gelir testi yaptırmaları için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına hangi sürede başvurmaları gerekmektedir?
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar veya genel sağlık sigortasından yararlanma süresi sona erenler, Kurumun tebligatını beklemeksizin doğrudan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurabilirler. Ancak bu kişiler Kanunun (60/g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılmakta ve bu kişilerin gelir testi yaptırmaları için adreslerine gönderilen “gelir testine müracaat bildirimi” tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurmaları gerekmektedir.
Genel sağlık sigortasından yararlanma hakkı olmayanlar gelir testi yaptırmak istememeleri durumunda ne yapmalıdır?
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar veya genel sağlık sigortasından yararlanma hakkı sona erenler, gelir testi yapılmaması yönündeki yazılı beyanı ile Kuruma başvurması halinde, asgari ücretin iki katı üzerinden % 12 oranında hesaplanacak tutarda genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir. (2012 yılı ilk altı ayı için aylık 213-TL’dir.)
Gelir testi sonucu prim ödeme yükümlüsü olanların bakmakla yükümlü olduğu kişileri de prim ödeyecek mi?
Gelir testi sonucu aile içinde kişi başına düşen aylık ortalama geliri asgari ücretin üçte biri ve üzerinde olanların genel sağlık sigortalısı olarak prim ödeme yükümlüsü (60/g bendi kapsamında) kendisidir. Bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu eş, çocukları, varsa ana ve
babası prim ödeme yükümlüsü değildir. Bunların bakmakla yükümlü olduğu eş, çocukları, ana ve babası, tescil edilen sigortalı üzerinden sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.
Gelir testine başvurulması kişilere hangi hakkı sağlamaktadır?
Genel sağlık sigortası kapsamında tescil edilenlerin gelir testi yaptırmaları sonucunda ödeyecekleri prim miktarı, kişinin gelir durumuna göre belirlenmektedir. Gelir testi sonucu, aile içinde kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birinden az olması durumunda bu kişiler, primleri devlet tarafından karşılanmak suretiyle genel sağlık sigortasından yararlanacaklardır.
Gelir testi sonucu, aile içinde kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birinden fazla olması durumunda, tespit edilen gelir düzeyine göre prim ödeme yükümlüsü olacaktır. Gelir testinin yaptırılmaması halinde ise tescil edilen kişinin geliri, asgari ücretin iki katından fazla olduğu kabul edilerek asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödemesi gerekecektir.
Gelir testi işlemi yapılırken neler dikkate alınmaktadır?
Gelir testi yapılırken, genel sağlık sigortalısı ile aynı ikametgâhta yaşayan eş, evli olmayan çocuklar ile ana ve babanın gelirleri, harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak belirlenen ailenin aylık geliri, hanede yaşayan aile bireyi sayısına bölünerek aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarı tespit edilmektedir.
Gelir testi sonucu, gelirleri asgari ücretin üçte birinin altında olanlar prim ödeyecek midir?
Gelir testi sonucuna göre; aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık ortalama tutarının, brüt asgari ücretin üçte birinden az olması halinde sağlık primi devlet tarafından karşılanmakta olup, kendileri ayrıca prim ödemeyecektir. Gelirleri bu şekilde tespit edilenler, 1/1/2012 öncesindeki yeşil kartlılarda olduğu gibi prim ödemeyecekler ve Kanunun (60/c-1) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
Gelir testi yaptırmak istemeyenler ne yapmalıdır?
Gelir testi yaptırmak istemeyenler, Kuruma verecekleri gelir testi yaptırmak istemediklerine ilişkin yazılı beyan üzerine asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödeyerek genel sağlık yardımlarından kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlanabilirler.
“Gelir testi müracaat bildirim” yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde vakfa müracaat etmeyenlere ne işlem yapılacaktır?
“Gelir testi müracaat bildirim” yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde vakfa müracaat etmeyenlere gelirleri asgari ücretin iki üzerinden prim tahakkuku yapılarak Kanunun (60/g) bendi kapsamında tescilli olacaktır.
Çalışmayanlar ve ayrıca gelir testi yaptırmak istemeyenler uzun vadeli sigorta kollarına tabi prim ödemek suretiyle genel sağlık sigortasından nasıl yararlanabilirler?
Hem uzun vadeli sigorta (malullük, yaşlılık ve ölüm) hem de genel sağlık sigortasından yararlanmak isteyenler, isteğe bağlı sigortalılık kapsamındaki müracaatlarına bağlı olarak, müracaat tarihini takip eden günden itibaren tescil edilirler. İsteğe bağlı sigortalı olunması halinde, en az brüt asgari ücretin % 32′si oranında (886,50 x 32/100 = 283,68) prim ödeyerek hem emeklilik hem de 30 günlük prim ödeme şartını yerine getirerek kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, prim borcunun olmaması kaydıyla sağlık hizmetlerinden yararlanılması imkânı bulunmaktadır.
Özel sağlık sigortası bulunanların genel sağlık sigortası kapsamına alınması zorunlu mudur?
1/1/2012 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası Kanun gereği “zorunlu” olarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’de ikamet eden herkes 5510 sayılı Kanunun belirlediği şartlar içerisinde genel sağlık sigortalısı olmak durumundadır.
2022 sayılı Kanuna göre 1/1/2012 tarihinden önce 65 yaş veya özürlü aylığı alanlar,sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
1/1/2012 tarihinden önce 2022 sayılı Kanuna göre; 65 yaş veya özürlü aylığı alanlar herhangi bir vize ve gelir testi işlemine tabi olmaksızın aylık aldıkları sürece kendileri ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler, genel sağlık sigortasından Kanunun (60/c-3) bendi kapsamında yararlanacaklardır.
1/1/2012 tarihinden önce de olduğu gibi, 18 yaş altı özürlü aylığı alan çocukların ana ve babası bu özürlü çocuğu üzerinden bakmakla yükümlü sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanmayacaktır. Özürlü çocuklar ise aylık aldıkları sürece sağlık yardımlarından sadece kendileri yararlanacaktır.
442 sayılı Kanuna göre geçici köy koruyucusu olan veya bu Kanuna göre aylık alanlar, 1/1/2012 tarihinden sonra sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
Bu kişiler, Kanunun (60/c-9) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklar, gelir testine ve vize işlemine tabi olmaksızın geçici köy koruyucusu olarak görevleri devam ettiği sürece, aylık alanlar ise aylıkları devam ettiği sürece genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.
Her ayın primi, takip eden ayın sonuna kadar Kurumun anlaşmalı olduğu (T.C. Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank) bankalara ödenecektir. Avukatlık stajı yapanların durumu ne olacaktır?
Genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayan stajyer avukatlar, genel sağlık sigortası primleri staj süresince Türkiye Barolar Birliği tarafından karşılanarak sağlık yardımlarından faydalanmaktadır.
Banka sandıklarına tabi sigortalı veya emekli olanların sağlık yardımlarından yararlanmak için herhangi bir işlem yapmaları gerekmekte midir?
Söz konusu kişilerin herhangi bir işlem yapması gerekmemektedir. Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri, bu sandıklardan aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların bakmakla yükümlülerinin sağlık hizmetleri, Kurumca devralınıncaya kadar ilgili kuruluşlarca karşılanacağından bu kişiler, devir işlemlerinden sonra genel sağlık sigortası kapsamına alınacaktır.
Yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan prim ödeme gün sayısını tamamlayıp, yaş şartının dolmasını bekleyenlerden herhangi bir sigortalılığı bulunmayanlar genel sağlık sigortasından nasıl yararlanacaktır?
Söz konusu kişiler de Kanunun (60/g) bendine göre genel sağlık sigortası kapsamına alınmış olup, gelir testine başvurmaları halinde gelir testi sonucuna göre primleri ya devlet tarafından ödenecek ya da kendileri aile içinde kişi başına düşen gelir tutarına göre genel sağlık sigortası primi ödemekle yükümlü olacaklardır.
Bakmakla yükümlü kişi olarak sağlık yardımı alan kişi, sigortalı olduğunda sağlık yardımlarından yararlanmak için 30 gün beklemek zorunda mıdır?
Bakmakla yükümlü kişi olarak anası/babası/eşi üzerinden sağlık yardımı alan kişi, genel sağlık sigortalı olması durumunda sağlık yardımlarından faydalanmak için 30 gün bekleme süresine tabi olmayacak ve işe başladığı gün itibariyle sağlık yardımlarından yararlanabilecektir.
Hem bakmakla yükümlü statüsünde hem de sigortalı olan birisi sağlık hizmetlerini hangi kapsamda alacaktır?
Kanuna göre zorunlu veya isteğe bağlı sigortalı olanlar aynı zamanda bakmakla yükümlülük statüsü bulunması halinde, kendi sigortalılığı esas alınarak sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.
18 yaşın üzerindeki çocukların durumu ne olacaktır?
18 yaşın üzerindeki erkek çocuklar, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi durumunda ise 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayanlar, ana veya babasının sağlık güvencesinden yararlanmaya devam edecektir. Yani, bu kişilerin her yıl öğrenci belgelerini sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezine göndermesi yeterli olacaktır. 1/10/2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanan kız çocukları ise 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren de sağlık yardımlarından, daha önce olduğu gibi
sigortalı veya evli olmadığı sürece yaş şartı aranmaksızın faydalandırılacaktır.
18 yaşın üzerinde çalışmayan/okumayan veya 25 yaşın üzerinde okuyan/okumayan/çalışmayan erkek çocukların durumu ne olacaktır?
Bu kişiler, 1/1/2012 tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre re’sen tescil edilecektir. Bu kapsamdakiler, gelir testi yaptırmaları için ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına başvurmaları gerekmektedir. Gelir testi sonucuna göre de prim ödeme yükümlüsü, devlet ya da kendileri olacaktır.
Bakmakla yükümlülük durumu sona eren çocukların gelir testinde ana ve babasının gelirleri mi yoksa kendi gelirleri mi dikkate alınacaktır?
Gelir tespitinde aile olarak aynı hane içinde yaşayan ve nüfus kayıtlarında yer alan eş, yaşlarına bakılmaksızın evli olmayan çocuk ve genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilecek kişinin ana ve babası esas alınmaktadır. Buna göre; ana ve/veya babasıyla aynı adreste ikamet eden ve yaş koşulları nedeniyle ana/babanın bakmakla yükümlüsü konumunda olmayanların gelir testi yapılırken ana, baba ve çocuğun gelirleri hesaplamada dikkate alınmaktadır. Ancak nüfus kayıtlarında göre ana ve babasından ayrı ikamet eden bakmakla yükümlülük durumu sona ermiş olanların gelir testi, ayrı olarak yapılacaktır.
Öğrenim görmesi nedeniyle ailesi ile aynı hanede yaşamayan 25 yaşından küçük çocuklar, gelir testi yapılırken dikkate alınacak mıdır?
Aynı hanede yaşamayan ve öğrenimi nedeniyle başka bir hanede yaşayan evli olmayan çocuklardan öğrenim görmesi nedeniyle 25 yaşını doldurmamış olanlar, gelir testinde aynı aile içinde değerlendirilecektir.
Ana ve babasının sosyal güvencesi olmayan çocuklar ne yapacaktır?
Ülkemizde yaşayan herkes zorunlu olarak genel sağlık sigortalısı kapsamında tescil edileceğinden, bu kişilerin 18 yaşın altındaki çocukları da bakmakla yükümlü oldukları çocuk olarak Kanunun (60/g) bendi kapsamında tescili olan ana/babası üzerinden sağlık yardımlarından faydalandırılacaktır. 18 yaşın altındaki tüm çocuklara 30 gün prim ödemiş olma ve prim borcu bulunmaması şartları aranmaksızın sağlık hizmeti verilmeye devam edilecektir.
18 yaşını tamamlamadan evlenenler ile bunların çocukları genel sağlık sigortası kapsamına nasıl alınacaktır?
Türk Medeni Kanununa göre evlenmeyle kişi ergin olunacağından, 18 yaşından küçük ve herhangi bir sosyal güvencesi olmayan kişiler de Kanunun (60/g) bendine göre genel sağlık sigortalısı olmak için Kuruma müracaat edenler, müracaat tarihi itibariyle tescil edilecek ve bunlar da ikametlerinin bulunduğu vakfa başvurmak suretiyle gelir testi sonucuna göre işlem yapılacaktır.
1/1/2012 tarihinden önce 3816 sayılı Kanuna göre yeşil kartı olanlar, sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
1/1/2012 tarihinden önce yeşil kart sahibi olan ve bu tarihten sonra da vizesi (hak sahipliği) devam edenler, genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımlarından yararlanmaya vize süresi dolana kadar devam edeceklerdir. Vize süresinin dolduğu tarihten itibaren de en geç bir ay içinde gelir testi yapılması için ikametlerinin bulunduğu sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına (SYDV) başvurmaları gerekmektedir. Yapılan gelir testi sonucuna göre aile içinde kişi başına düşen aylık ortalama gelirleri asgari ücretin üçte birinin altında olanlar, yeşil kartlı (Kanunun 60/c-1 alt bendi kapsamında) gibi primi devlet tarafından karşılanarak sağlık hizmetlerinden faydalandırılacaklardır.
1/1/2012 tarihinden sonra yeşil kart vizeleri dolanların sağlık yardımlarından yararlanması için ne yapması gerekmektedir?
Söz konusu kişilerin, vize süresinin dolduğu tarihten itibaren bir ay içinde gelir testi yapılması için ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına (SYDV) başvurmaları gerekmektedir.
Gelir testi yaptırmak için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına nasıl ulaşılabilir?
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının adres ve diğer iletişim bilgilerine; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “http://www.aile.gov.tr” veya “http://www.sydgm.gov.tr/tr/vakif” web adreslerinden erişilebilmektedir. Ayrıca gelir testine müracaat edeceklerin ikametlerinin bulunduğu il veya ilçelerdeki valilik/kaymakamlıklardan da bilgi alınarak öğrenilebilir.
Gelir testi yaptırmak isteyenler müracaat formunu nereden temin edilebilir?
Gelir testi müracaat formu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın web adresinden veya vakıflara bizzat müracaat edilerek temin edilebilir.
Her hangi bir sosyal güvencesi olmayanlar 31/1/2012 tarihine kadar gelir testi için müracaat etmezlerse ne olacaktır?
1/1/2012 tarihi itibariyle her hangi bir sosyal güvencesi olmayanlar Kurum tarafından Kanunun (60/g) bendi kapsamında re’sen tescil edilmişlerdir. Bu kapsamdakilere Kurum tarafından gelir testi yaptırmaları için “gelir testine müracaat bildirim” belgesi adreslerine gönderilmiştir. “Gelir testine müracaat bildirim” belgesi tebliğ edilenler, tebliğ tarihinden itibaren en geç bir ay içinde ikametlerinin bulunduğu vakıflara başvuracaklardır. Ancak bu yazının alınmasını beklemeksizin de doğrudan gelir testi için ikametlerinin bulunduğu vakıflara başvurabilirler. Dolayısı ile 31/1/2012 tarihi, son müracaat tarihi olarak değerlendirilmeyecektir.
Gelir testi yaptıranların daha sonra hangi işlemleri yapması gerekmektedir?
Gelir testi yaptıranların gelir testi sonuçları, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından SGK’ya elektronik ortamda gönderileceğinden, bu kişilerin tescil işlemi için Kuruma ayrıca başvuruda bulunmaları gerekmemektedir. Gelir testi sonucunda aile içindeki kişi başına düşen aylık ortalama gelire göre bu kişilere, SGK tarafından genel sağlık sigortası statüsünü ve ödemesi gereken prim miktarını gösteren yazılı bildirim yapılacaktır.
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar gelir testi yaptırmaları için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına hangi sürede başvurmaları gerekmektedir?
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar veya genel sağlık sigortasından yararlanma süresi sona erenler, Kurumun tebligatını beklemeksizin doğrudan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurabilirler. Ancak bu kişiler Kanunun (60/g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılmakta ve bu kişilerin gelir testi yaptırmaları için adreslerine gönderilen “gelir testine müracaat bildirimi” tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ikametlerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurmaları gerekmektedir.
Genel sağlık sigortasından yararlanma hakkı olmayanlar/sona erenler gelir testi yaptırmak istememeleri durumunda ne yapmalıdır?
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar veya genel sağlık sigortasından yararlanma hakkı sona erenler, gelir testi yapılmaması yönündeki yazılı beyanı ile Kuruma başvurması halinde, asgari ücretin iki katı üzerinden % 12 oranında hesaplanacak tutarda genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir. (2012 yılı ilk altı ayı için aylık 213-TL’dir.)
Gelir testi sonucu prim ödeme yükümlüsü olanların bakmakla yükümlü olduğu kişileri de prim ödeyecek mi?
Gelir testi sonucu aile içinde kişi başına düşen aylık ortalama geliri asgari ücretin üçte biri ve üzerinde olanların genel sağlık sigortalısı olarak prim ödeme yükümlüsü (60/g bendi kapsamında) kendisidir. Bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu eş, çocukları, varsa ana ve
babası prim ödeme yükümlüsü değildir. Bunların bakmakla yükümlü olduğu eş, çocukları, ana ve babası, tescil edilen sigortalı üzerinden sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.
Gelir testine başvurulması kişilere hangi hakkı sağlamaktadır?
Genel sağlık sigortası kapsamında tescil edilenlerin gelir testi yaptırmaları sonucunda ödeyecekleri prim miktarı, kişinin gelir durumuna göre belirlenmektedir. Gelir testi sonucu, aile içinde kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birinden az olması durumunda bu kişiler, primleri devlet tarafından karşılanmak suretiyle genel sağlık sigortasından yararlanacaklardır.
Gelir testi sonucu, aile içinde kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birinden fazla olması durumunda, tespit edilen gelir düzeyine göre prim ödeme yükümlüsü olacaktır. Gelir testinin yaptırılmaması halinde ise tescil edilen kişinin geliri, asgari ücretin iki katından fazla olduğu kabul edilerek asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödemesi gerekecektir.
Gelir testi işlemi yapılırken neler dikkate alınmaktadır?
Gelir testi yapılırken, genel sağlık sigortalısı ile aynı ikametgâhta yaşayan eş, evli olmayan çocuklar ile ana ve babanın gelirleri, harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak belirlenen ailenin aylık geliri, hanede yaşayan aile bireyi sayısına bölünerek aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarı tespit edilmektedir.
Gelir testi sonucu, gelirleri asgari ücretin üçte birinin altında olanlar prim ödeyecek midir?
Gelir testi sonucuna göre; aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık ortalama tutarının, brüt asgari ücretin üçte birinden az olması halinde sağlık primi devlet tarafından karşılanmakta olup, kendileri ayrıca prim ödemeyecektir. Gelirleri bu şekilde tespit edilenler, 1/1/2012 öncesindeki yeşil kartlılarda olduğu gibi prim ödemeyecekler ve Kanunun (60/c-1) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
Gelir testi sonucu aile içinde kişi başına düşen geliri, brüt asgari ücretin üçtebirinden fazla olanlar ne kadar prim ödeyecektir?
1/1/2012 – 30/6/2012 tarihleri arasındaki asgari ücret (886,5-TL) dikkate alındığında;
- Kişi başına düşen aylık gelir, brüt asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında (295,50 - 886,50-TL) ise aylık 35,46 -TL,
- Kişi başına düşen aylık gelir, asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında (886,50 – 1.773- TL) ise aylık 106,38 -TL,
- Kişi başına düşen aylık gelir, asgari ücretin iki katından daha fazla (1.773-TL’den) ise aylık 212,76 -TL,
1/7/2012 – 31/12/2012 tarihleri arasındaki asgari ücret (940,50-TL) dikkate alındığında;
- Kişi başına düşen aylık gelir, brüt asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında (313,50 - 940,50-TL) ise aylık 37,62 -TL,
- Kişi başına düşen aylık gelir, asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında (940,50 – 1.881- TL) ise aylık 112,86 -TL,
- Kişi başına düşen aylık gelir, asgari ücretin iki katından daha fazla (1.881-TL’den) ise aylık 225,72 -TL,
Genel sağlık sigortası primi ödenecektir. Ödenen bu prim karşılığı sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sağlık hizmetlerinden yararlanacaktır.
Gelir testi yaptırmak istemeyenler ne yapmalıdır?
Gelir testi yaptırmak istemeyenler, Kuruma verecekleri gelir testi yaptırmak istemediklerine ilişkin yazılı beyan üzerine asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödeyerek genel sağlık yardımlarından kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlanabilirler.
“Gelir testi müracaat bildirim” yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde vakfa müracaat etmeyenlere ne işlem yapılacaktır?
“Gelir testi müracaat bildirim” yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde vakfa müracaat etmeyenlere gelirleri asgari ücretin iki üzerinden prim tahakkuku yapılarak Kanunun (60/g) bendi kapsamında tescilli olacaktır.
Çalışmayanlar ve ayrıca gelir testi yaptırmak istemeyenler uzun vadeli sigorta kollarına tabi prim ödemek suretiyle genel sağlık sigortasından nasıl yararlanabilirler?
Hem uzun vadeli sigorta (malullük, yaşlılık ve ölüm) hem de genel sağlık sigortasından yararlanmak isteyenler, isteğe bağlı sigortalılık kapsamındaki müracaatlarına bağlı olarak, müracaat tarihini takip eden günden itibaren tescil edilirler. İsteğe bağlı sigortalı olunması halinde, en az brüt asgari ücretin % 32′si oranında (886,50 x 32/100 = 283,68) prim ödeyerek hem emeklilik hem de 30 günlük prim ödeme şartını yerine getirerek kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, prim borcunun olmaması kaydıyla sağlık hizmetlerinden yararlanılması imkânı bulunmaktadır.
Özel sağlık sigortası bulunanların genel sağlık sigortası kapsamına alınması zorunlu mudur?
1/1/2012 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası Kanun gereği “zorunlu” olarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’de ikamet eden herkes 5510 sayılı Kanunun belirlediği şartlar içerisinde genel sağlık sigortalısı olmak durumundadır.
2022 sayılı Kanuna göre 1/1/2012 tarihinden önce 65 yaş veya özürlü aylığı alanlar,sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
1/1/2012 tarihinden önce 2022 sayılı Kanuna göre; 65 yaş veya özürlü aylığı alanlar herhangi bir vize ve gelir testi işlemine tabi olmaksızın aylık aldıkları sürece kendileri ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler, genel sağlık sigortasından Kanunun (60/c-3) bendi kapsamında yararlanacaklardır.
1/1/2012 tarihinden önce de olduğu gibi, 18 yaş altı özürlü aylığı alan çocukların ana ve babası bu özürlü çocuğu üzerinden bakmakla yükümlü sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanmayacaktır. Özürlü çocuklar ise aylık aldıkları sürece sağlık yardımlarından sadece kendileri yararlanacaktır.
442 sayılı Kanuna göre geçici köy koruyucusu olan veya bu Kanuna göre aylık alanlar, 1/1/2012 tarihinden sonra sağlık yardımlarından nasıl yararlanacaktır?
Bu kişiler, Kanunun (60/c-9) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklar, gelir testine ve vize işlemine tabi olmaksızın geçici köy koruyucusu olarak görevleri devam ettiği sürece, aylık alanlar ise aylıkları devam ettiği sürece genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.
Her ayın primi, takip eden ayın sonuna kadar Kurumun anlaşmalı olduğu (T.C. Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank) bankalara ödenecektir.
Avukatlık stajı yapanların durumu ne olacaktır?
Genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayan stajyer avukatlar, genel sağlık sigortası primleri staj süresince Türkiye Barolar Birliği tarafından karşılanarak sağlık yardımlarından faydalanmaktadır.
Banka sandıklarına tabi sigortalı veya emekli olanların sağlık yardımlarından yararlanmak için herhangi bir işlem yapmaları gerekmekte midir?
Söz konusu kişilerin herhangi bir işlem yapması gerekmemektedir. Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri, bu sandıklardan aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların bakmakla yükümlülerinin sağlık hizmetleri, Kurumca devralınıncaya kadar ilgili kuruluşlarca karşılanacağından bu kişiler, devir işlemlerinden sonra genel sağlık sigortası kapsamına alınacaktır.
Yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan prim ödeme gün sayısını tamamlayıp, yaş şartının dolmasını bekleyenlerden herhangi bir sigortalılığı bulunmayanlar genel sağlık sigortasından nasıl yararlanacaktır?
Söz konusu kişiler de Kanunun (60/g) bendine göre genel sağlık sigortası kapsamına alınmış olup, gelir testine başvurmaları halinde gelir testi sonucuna göre primleri ya devlet tarafından ödenecek ya da kendileri aile içinde kişi başına düşen gelir tutarına göre genel sağlık sigortası primi ödemekle yükümlü olacaklardır.
Part-time çalışan kişilerin genel sağlık sigortasından yararlanmaları için eksik olan günlerin primlerini ödemeleri gerekecek mi?
4857 sayılı İş Kanununa göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışanların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlamaları, 1/1/2012 tarihinden itibaren zorunludur. Bu şekilde çalışanlar, gelir testi yaptırmak suretiyle gelir testi sonucuna göre primlerinin devlet veya kendileri tarafından ödenmesi koşuluyla sağlık yardımlarından yararlanacaktır.
Ancak bu sürelerini isteğe bağlı olarak (4/a) kapsamında prim ödeyerek tamamlamaları halinde, eksik günleri için ayrıca genel sağlık sigortası primleri ödemeyeceklerdir.
Part-time çalışanlardan kimlerin ay içindeki eksik bildirilen günlerini genel sağlık sigortası yönünden 30 güne tamamlama yükümlülüğü bulunmamaktadır?
Eksik gün nedeni “puantaj” olanlar, sosyal güvenlik destek primine tabi olanlar, Kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki haklarında bazı sigorta kolları uygulanan sigortalılar, ay içinde birden fazla işyerinde çalışıp toplam çalışma süresini 30 güne tamamlayanlar ile kamu idarelerinde 657 sayılı Kanununun 4 üncü maddesinin (B) ve (C) bentlerine tabi çalışanlar,
4857 sayılı Kanuna tabi çalışmakla birlikte 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda çalışanlar için sandıklar Kuruma devredilinceye kadar 30 güne tamamlama yükümlülüğü aranmaz.
BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLUNAN KİŞİ DURUMU
Bakmakla yükümlü kişi olarak sağlık yardımı alan kişi, sigortalı olduğunda sağlık yardımlarından yararlanmak için 30 gün beklemek zorunda mıdır?
Bakmakla yükümlü kişi olarak anası/babası/eşi üzerinden sağlık yardımı alan kişi, genel sağlık sigortalı olması durumunda sağlık yardımlarından faydalanmak için 30 gün bekleme süresine tabi olmayacak ve işe başladığı gün itibariyle sağlık yardımlarından yararlanabilecektir.
Hem bakmakla yükümlü statüsünde hem de sigortalı olan birisi sağlık hizmetlerini hangi kapsamda alacaktır?
Kanuna göre zorunlu veya isteğe bağlı sigortalı olanlar aynı zamanda bakmakla yükümlülük statüsü bulunması halinde, kendi sigortalılığı esas alınarak sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.
SGK VE YENİ GENEL SAĞLIK SİGORTASI
Sigortasız çalışanlar işi olmayanlar; 18 yaşını doldurmuş , okumayan erkek çocuklar; kız çocuklar; 25 yaşında işsiz birinin genel sağlık sigortası primini hesaplarken emekli babasının, annesinin geliri dikkate alınacak mı? 25 yaşını geçen üniversite öğrencileri Genel Sağlık Sigortası sizi nasıl etkileyecek? Kimler gelir testi yaptırmak için başvurmak zorunda kalacak? Stajyer avukatlar, sizin priminizi kim ödeyecek? Banka sandığı mensuplarının durumu ne olacak?
Merak ettiğiniz daha bir çok konunun 33 soruda yanıtını veriyoruz
1- 1 Ocak 2012 tarihinden sonra ne değişti?
Bu tarihten itibaren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, tüm maddeleriyle birlikte yürürlüğe girmiş oldu. Buna göre Türkiye’de yaşayanlardan tutuklu ve hükümlü, er , erbaş ve yedek subay okulu öğrencileri, sözleşmeli ülke adına sağlık yardımları karşılananlar, geçici 20. madde kapsamındaki banka ve sigorta şirketlerinin sandıkları kapsamında bulunanlar, milletvekilleri ile Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile bunların emeklileri ile dul ve yetimleri hariç tüm insanlar zorunlu olarak ‘genel sağlık sigortası’ kapsamına alındı.
2- Memur , İşçi, esnafın durumlarında ne gibi değişiklikler oldu?
Eski sistemde Emekli Sandığı, SSK ve Bağkur’lu olarak çalışanlar veya buradan emekli olanlar için değişen bir şey yok. Yani bugün işçi, memur veya esnaf olarak çalışan zorunlu sigortalılar ve emekliler ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler için herhangi bir şey değişmedi. Eskiden olduğu gibi istedikleri hastaneye giderek sağlık hizmeti almaya devam edecekler.
KIZ ÇOCUKLARININ DURUMU NE OLACAK
3- Bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları ile anne ve babalarının durumları ne olacak?
Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde sigortası olan bu kişilerin eşleri, 18 yaşın altındaki çocukları ile üzerlerine kayıtlı anne ve babaları da hiçbir prim ödemeksizin sağlık sigortasından yararlanmaya devam edecekler. Herhangi bir yere başvuruda bulunmaları da gerekmeyecek. 1.10.2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanan kız çocukları sağlık yardımlarından eskisi gibi yaş şartı aranmaksızın faydalandırılacak.
01.10.2008 BU TARİHE DİKKAT!
4- Peki 18 yaşını dolduran çocukların durumu ne olacak?
18 yaşın üzerindeki erkek çocuklar, lise eğitimini sürmeleri halinde 20 yaşına kadar; üniversite öğrencisi olmaları durumunda 25 yaşına kadar anne veya babasının sağlık güvencesinden yararlanmaya devam edecek. Herhangi bir prim ödemesi gerekmeyecek.
Üniversite öğrencilerinin her yıl öğrenci belgelerini Sosyal Güvenlik Merkezine veya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne göndermesi yeterli olacak.
18 yaşın üzerindeki kız çocuklar, 01.10.2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanmıyorsa; erkek çocukları gibi yaş ve eğitim durumlarına göre anne veya babasının sağlık sigortasından yararlandırılacak. Yani 2008 öncesinde bu kapsamda olmayan kız çocuklar, okumuyorlarsa erkek çocuklar gibi 18 yaşından sonra gelir testi için başvurmak zorunda.
Üniversite öğrencisi ise 25 yaşına kadar ailesinin sigortasından yararlanabilecek. Bu yaştan sonra yararlanamayacak.
İŞTEN AYRILDIYSA , BOŞANDIYSA
5-Kız çocuklar boşanmış veya çalıştığı işten çıkmış ise ne olacak?
Burada da 1.10.2008 tarihi önem taşıyor. Bu tarih öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanan kız çocukları, sağlık yardımlarından eskisi gibi yaş şartı aranmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurarak yeniden anne veya babasının sigortasından yararlanma hakkını elde edecek.
Ama bu tarihten önce kapsamda değil ise; anne veya babasının sigortasından yararlanamayacak.
6- 18 yaşın üzerinde çalışmayan, okumayan veya 25 yaşın üzerinde okuyan/ okumayan/ çalışmayan erkeklerin durumu ne olacak?
Adrese Dayalı Nüfus Kaydında yer alan adreslerine en yakın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurarak, gelir testi yaptırmaları gerekiyor.
BABASININ GELİRİ Mİ ,GENÇ ADAMIN GELİRİ Mİ ?
7- Gelir testi yapılırken, örneğin anne ve babasıyla yaşayan 26 veya 30 yaşında bir adam için, onların gelirleri mi dikkate alınacak? Yoksa kişisel gelirine mi bakılacak?
Resmi ikamet adresi anne ve babasıyla aynı olanların gelir testinde; ana babasının geliri dikkate alınacak.
8- Bu borç kimin borcu olacak? Ailesinin mi 30 yaşındaki bu adamın mı?
Genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilenin borcu olacak, yani 30 yaşındaki adamın.
9- 25 yaş altı partime çalışan öğrencilerin GSS’den yararlanmaları için eksik olan günlerin primlerini ödemeleri gerekecek mi?
Evet, bu kişiler isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemezse 60/g den tescil edilecek gelir testi sonucuna göre, gelir testi istemezse asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödeyerek sağlık yardımlarından faydalandırılacaktır.
HİÇ GÜVENCESİ OLMAYAN ÇOCUKLAR
10- Anne veya babasının sosyal güvencesi olmayan çocuklar ne yapacak?
Ülkemizde yaşayan her kişi, zorunlu olarak, genel sağlık sigortalısı olarak tescil edileceğinden, bunların 18 yaş altı çocukları da ‘bakmakla yükümlü oldukları çocuk’ olarak sağlık yardımlarından faydalandırılacak. 30 gün ve prim borcu aranmaksızın 18 yaşın altındaki tüm çocuklara sağlık hizmeti verilmeye devam edecek.
TESTE BAŞVURMAYAN NE OLACAK?
11- Gelir Testine başvurmak ne sağlayacak?
Bu sayede genel sağlık sigortası ‘tescil’ işlemi yapılan kişiler gelir durumlarına göre prim ödeyecek ya da ödemeyecek. Başvurmaz ise gelir durumunun üstünde, asgari ücretin iki katı üzerinden yani 213 TL prim ödemek zorunda kalacak.
GELİRE DE GİDERE DE BAKILACAK
12- Kimler ne kadar prim ödeyecek?
Gelir testi yapılırken, evli çocuklar hariç ADNKS’de (Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi) aynı hanede yaşayan ailenin aylık geliri ve giderleri tespit edilerek, hanede yaşayan aile bireyi sayısına bölünecek. Kişi başına gelir, brüt asgari ücretin üçte birinden az (295 TL) ise sağlık primini Sosyal Güvenlik Kurumu üstlenecek.
13- Kişi başı gelir 295 TL’nin üzerinde ise ne olacak?
– Kişi başı gelir, brüt asgari ücretin üçte biri (295 TL) ile asgari ücret (886,5 TL) arasında ise aylık 35,4 TL sağlık primi ödeyecek.
– Kişi başına düşen gelir asgari ücret ile asgari ücretin iki katı (1.773 TL) arasında ise aylık 106,4 TL ödeyecek.
- Kişi başı geliri asgari ücretin iki katından daha fazla ise aylık 213 TL zorunlu sağlık primi ödeyecek.
14- Hiç sosyal güvencesi olmayanlar, başvurmazlar ise ne olacak?
Hiç sosyal güvencesi olmayanlar başvurmaz ise re’sen sisteme tescil edilecek. Dolayısıyla asgari ücretin iki katı üzerinden prim ödeyecek. Bu durumda aylık kişisel gelirlerinin bin 773 TL olduğu varsayılarak, her ay 213 TL prim borcu olarak hanelerine yazılacak.
BORCU OLANIN ÇOCUĞU NE OLACAK?
15- Bu kişiler çocuklarını hastaneye götürdüklerinde bir sorunla karşılaşacaklar mı? Prim borcu olanlar sağlıktan yararlanamazlar, yaptırımı çocuklarını kapsayacak mı?
Hayır, 30 gün prim ve borçsuz olma şartı aranmaksızın 18 yaşın altındaki tüm çocuklara sağlık hizmeti verilmeye devam edecek.
ÖZEL SİGORTASI OLANLAR NE YAPACAK?
16- Vatandaş, “Genel sağlık hizmeti istemiyorum. Ben gerektiğinde hastaneye gider, kendi masraflarımı karşılarım” ya da “Ben kendime özel sağlık sigortası yaptırdım. Sisteme girmeyeceğim” deme hakkına sahip mi?
Hayır. Genel Sağlık Sigortası, ‘gönüllü’ değil ‘zorunlu’ bir sistem. Türkiye’de ikamet eden her T.C vatandaşının sistemde olması zorunlu.
GELİR TESTİ İSTEMEYENLER…
17- Ben çalışmak istemiyorum, param da var. Gelir testiyle de uğraşmak istemiyorum. Başka bir yol yok mu?
Evet var. İsteğe bağlı prim ödemek suretiyle, hem emeklilik hem de sağlık hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Ya da gelir testi istemediğini yazılı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na beyan edersiniz; aylık asgari ücretin iki katı üzerinden de prim öderseniz, gelir testiyle uğraşmazsınız.
18- İsteğe bağlı sigorta için yaş sınırı var mı? Aylık ne kadar prim ödemek gerekir? Kaç yıl süreyle?
Brüt asgari ücretin yüzde 32’si oranında prim ödeyerek hem emeklilik hem de sağlık hizmeti almanız mümkün. Prim ödeme süresi işe giriş tarihine ve yaşına göre değişiklik gösteriyor.
STAJYER AVUKATLAR
19- Avukatlık stajı yapanların durumu ne olacak?
Stajyer avukatların GSS primlerini staj süresince Türkiye Barolar Birliği karşılıyor.
BANKA SANDIĞI MENSUPLARI
20- Banka sandığı vakıflarından emekli olanların durumu ne olacak? Bunların bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocukları ne yapacak?
Herhangi bir şey yapmayacaklar. Kanunun geçici 20. maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri, bu sandıklardan aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların bakmakla yükümlülerinin sağlık hizmetleri, Kurumca devralınıncaya kadar ilgili kuruluşlarca karşılanacağından bu kişiler, devir işlemlerinden sonra genel sağlık sigortası kapsamına alınacaktır.
YURTDIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLER
21- Bu kanun yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarını kapsıyor mu?
Hayır. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları kapsam dışıdır. Çünkü Kanun Türkiye’de ikamet edenlerin GSS’li sayılacağını düzenlemiştir.
22- İkamet adresi Türkiye’de olan ancak yurtdışında sigortasız olarak çalışan Türk vatandaşlarının ne yapması gerekiyor? Onlar da gelir testi için başvuracaklar mı? Onlar adına bir yakınları başvuruda bulunabilir mi?
Bu kişilerin kendileri ya da Türkiye‘deki yakınları Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminden (ADNSK) Türkiye’deki adresini, yurtdışındaki adresi olarak güncelleyecek. Bu kişilerin Türkiye’de yaşayan eş, çocukları var ise onlar sisteme tescil edilecek. Yani gelir testi için vakıflara başvuracak.
23- Türkiye’de çalışırken; işyerinden ücretsiz izin alarak yurtdışına eğitime gidenlerin durumu ne olacak?
4/a kapsamındaki kişiler turistik ya da geçici olarak eğitim ya da iş nedeniyle yurt dışında ise ücretsiz izinli oldukları sürelerde; işverenin bildirmesi halinde (4857 sayılı Kanun’a göre 1 ay içinde bildirilmesi gerekir) bu süre içinde faydalandırılacaktır. 1 yıl ücretsiz izinli olduğu sürelerde GSS’li sayıldığından faydalandırılacak.
24- Örneğin burs kazanan eşiyle birlikte ABD’ye giden, ancak kendisi ev hanımı olarak ABD’de yaşayan Türk vatandaşları da genel sağlık sigortası kapsamında prim ödemek zorundalar mı? Böyle ise ABD’deki Türk büyükelçiliği ya da konsolosluklara başvurabilirler mi?
Bu kişilerin kendileri ya da Türkiye’deki yakınları ADNKS’nden yurtdışındaki adresini güncellemeleri halinde prim ödemeyeceklerdir.
25- Çifte vatandaş olup, Türkiye’de sigortası bulunmayan ancak vatandaşı olduğu yabancı ülkede çalışan ve sigortası olan Türkler ne yapacak?
Sözleşmeli ülkede çalışıyor ise Türkiye’ye gelirken sözleşmeye göre sağlık yardımlarından faydalandığına ait “formüler” denilen belgeyi getirecek. Yakınları adına ise ilgili ülkeden yine bunlar için istenilen “formüleri” gönderecek.
Sözleşmesiz ülke vatandaşı ve bu ülkede çalışıyor ise İkametleri yurt dışında bulunması nedeniyle GSS kapsamına alınmayacaktır. Ancak istekleri halinde özel sağlık sigortası kapsamında faydalanabilir.
YURTDIŞINA EĞİTİME GİDENLER
26- T.C vatandaşı olup yurtdışına lisans, master, doktora eğitimi için giden, çalışmayan ve sigortası olmayanlar ne yapacak? Onlar adına aile yakını başvurabilecek mi?
Onlar da diğerleri gibi kendileri ya da Türkiye‘deki yakınları ADNKS’nden yurtdışındaki adresini güncelleyecek.
27- Peki yine eğitim için yurtdışına giden ancak sağlık sigortaları oradaki devlet veya okullar tarafından üstlenilen vatandaşlar ne yapacak?
Kendileri ya da Türkiye ‘deki yakınları, ADNKS’nden yurtdışındaki adresini güncelleyecek.
28- Devlet tarafından resmi burslu olarak eğitime gönderilmiş, 25 yaş üstü olup, Türkiye’de sigortası bulunmayanlar ne yapacak?
Kendileri ya da Türkiye ‘deki yakınları ADNKS’nden yurtdışındaki adresini güncelleyecek.
29- Yabancı bayraklı gemilerde ve uluslararası sularda 1 takvim yılında 6 aydan fazla süre ile çalışan gemi adamlarının durumu ne olacak? Türkiye’ye döndüğü zaman mı sigorta kapsamına girecek?
Gemi adamları 4/a kapsamında sigortalı olduğundan her hangi bir şey yapmayacaklardır.
TÜRKİYE’DE YAŞAYAN YABANCILAR
30- Bir Türk ile evlenmiş ancak 3 yılını doldurmadığı için T.C vatandaşı olamamış bir kadın, Türk eşinin sosyal güvencesinden yararlanabilir mi?
Evet, ikamet iznine bağlı olarak Türkiye’de ikamet ediyorsa faydalanabilir.
CEZA DA VAR!
31- Türkiye’de oturma izni almış, sigortası olmayıp özel sağlık sigortası bulunan yabancıların durumu ne olacak?
Kesintisiz bir yıllık ikamet süresini dolduranlar yabancılar, ilgili ülke kapsamında sigortalı değilse bu sürenin dolduğu tarihten itibaren bir ay içinde Sosyal Güvenlik Merkezine veya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne başvurmak zorundadır.
Özel sağlık sigortasının bulunması kapsama alınmayı engellemez. Çünkü GSS onlar için de zorunludur.
32- Türkiye’de 1 yıldan uzun süredir yaşayan ancak kendi ülkelerinde sigortası bulunmayan yabancılar ne yapacak?
Tescil işlemini yaptırmak için kendilerine en yakın Sosyal Güvenlik il müdürlüğü veya merkezine başvurmaları gerekecek.
33- Bu başvuruyu yapmayan yabancılara nasıl bir yaptırım uygulanacak?
Kesintisiz bir yıllık ikamet süresinin dolduğu tarihten itibaren bir ay içinde Sosyal Güvenlik Merkezine veya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne başvurmayıp daha sonra başvurursa brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.
Öncelikle 886,5 TL idari para cezası kesilecek. Ayrıca gelirlerinin brüt asgari ücretin iki katı olduğu, yani bin 773 TL olduğu varsayılarak, her ay 213 TL prim borcu tahakkuk ettirilecektir.
SGK , SSK , SSK Hizmet Dökümü, SGK Hizmet Dökümü, e devlet , Bağ-kur ve Emeklilik ile ilgili tüm haberlere ve duyurulara www.edevlet.com sitemizden ulaşabilirsiniz.
Kanser Hastalığının Belirtileri
Tarama testleri karmaşıklık ve maliyet açısından bazı değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hala yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.
Yapılan testler başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi yada çok sık çekilen bilgisayarlı tomogrofiler, vucüdu oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.
Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere kansere neden olan maddelere maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.
Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır.
Meme Kanseri
Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan.
Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.
Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın.
Testis Kanseri
Belirtiler: Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.
Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar, normal yerine inmemiş testisler.
Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser
Belirtiler: Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik.
Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.
Akciğer Kanseri
Belirtiler: Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı.
Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.
Servikal (Rahim Boynu) Kanser
Belirtiler: Anormal vajinal kanama.
Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.
Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri
Belirtiler: Anormal vajinal kanama.
Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.
İdrar Yolu ve Mesane Kanseri
Belirtiler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).
Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.
Ağız Kanseri
Belirtiler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara.
Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür.
Gırtlak Kanseri
Belirtiler: 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı, Boğuk seslilik.
Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa.
Prostat Kanseri
Belirtiler: idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.
Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür.
Cilt Kanseri
Belirtiler: Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara.
Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.)
Prof. Dr. Robert Gorter’in geliştirdiği bu sistemle pek çok kanser türünde tamamen iyileşme sağlandığı iddia ediliyor.
Son umut aşısını yaptırmak için dünyanın dört bir tarafından Almanya’ya Köln’deki bu kliniğe gelen hastalar arasında Türkler de var…
Hastaların kendi kanlarından üretilen ve tedavi amacıyla kullanılan ‘kanser aşısı’nın içinde kimyasal madde bulunmuyor. Son umut aşısını yaptırmak için dünyanın dört bir tarafından Almanya’ya Köln’deki bu kliniğe gelen hastalar arasında Türkler de var…
Sabah gazetesinden Esra Tüzün imzalı haberde, bütün dünyada hızla yayılan kansere karşı değişik tedavi yolları araştırılıyor. Vücudun kendi kendini iyileştirme metotlarından biri olan “kanser aşısı”nın insanlar üzerinde kullanılmasına Alman Hükümeti izin verdi. Aşı, Almanya’da Köln’de bulunan Medical Center Cologne’de ‘artık tedaviden umudunu kesilmiş’ pek çok hastaya yapılıyor. Alman Genel Sağlık Sigortası bu yeni tedavinin giderlerinin bir kısmını ödüyor, geri kalanını ise hastalar kendi imkanları ile karşılamaya çalışıyor. Özel sağlık sigortalarının bir kısmı tedavinin tüm giderini karşılayabiliyor. Klinikte Belçika, Hollanda, Mısır, Türkiye ve Amerika’dan hastalar bulunuyor. Onkoloji, İmmünoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları konusunda üç ayrı uzmanlığı bulunan Prof. Dr. Robert Gorter’in geliştirdiği bu sistemle pek çok kanser türünde tamamen iyileşme sağlandığı iddia ediliyor. Prof. Dr. Gorter, bu tedavi planını her türlü kanser için uyguladıklarını özellikle zorlu Globlastoma beyin tümörlerinde hastaların yarısının tamamen iyileştiğini belirterek, bu verileri bakanlığa sunduklarını açıklıyor. Aşı özel birtakım tekniklerle veriliyor. Vücudun ısıtılması etkisinin artmasını sağlıyor. Dr. Gorter’in tedavi planı olarak uyguladığı aşı aslında eski ve yeni tekniklerin karışımından oluşuyor. Ancak uygulanan son plan bu tedavinin başarı şansını büyük ölçüde artırdığı için tercih ediliyor. Merkezde hastalara bu aşıyı yapan yedi hekim bulunuyor. Tedavi planını ülkelerinde uygulamak için gelen ve staj yapan hekimler de gözlemci olarak katılıyorlar. Merkezde çalışan doktorlar arasında Türk doktor Yadigar Genç kök hücre konusunda uzmanlığı bulunan bir genel cerrah. Aşı tedavisine inanıyor ve tedavi şansı tükenen pek çok hastanın tamamen iyileştiğine tanıklık ettiğini söylüyor. Genç, aşının damar yolu ile uygun bölgelere verilmesini sağlıyor. Köln’de şehir merkezinde kurulan bu klinikte hastalar ayaktan tedavi ediliyor. Yataklı bakıma ihtiyacı olanlar için Köln Üniversitesi Tıp Fakültesi ile işbirliği yapılıyor.
Aşı yapılırken vücut ısısı 42 dereceye yükseltiliyor
PROF. Dr. Robert Gorter kendi adını verdiği tedavi planını şöyle anlatıyor:
- Hepimizde kanser hücresi bulunuyor. Bağışıklık sistemi sağlıklı değilse bu hücreler artarak insanı kanser yapabiliyor. Vücuttaki D hücreleri (dendritic hücreler) sürekli kanser hücresi arar ve bulduklarında lenf odalarına giderler. Burada öldürücü hücreler aktive edilir ve kanserli hücre öldürülür. Öldürücü hücrelere kanserli hücrenin yerini gösterip emri veren D hücreleridir.
- Bağışıklık sistemi çok iyi çalıştığında kanserli hücreleri 24 saatte yok etme kabiliyetleri vardır. Sağlıklı bir insanda günde 40-50 bin kanser hücresi öldürülür.
- Yaptığımız çalışmalarda kanserli hastalarda D hücrelerinin yeterince çalışmadığını gördük. Biz bunların çalışması için bir plan geliştirdik.
- Yaklaşık 5 çorba kaşığı kan alıyoruz. Bunların içinden monosit hücreler laboratuvarda ayrılıyor. Yarım çay kaşığı kadar D hücresi elde ediliyor. 5 kaşık kanda 50 milyon D hücresi çıkabiliyor.
- Önce vücut ısısını 42-43 dereceye yükseltiyoruz. Hasta yüksek ısı makinesinin içine alınıyor böylece bağışıklık sistemi uyarılıyor.
- Ardından D hücreleri veriliyor. Bu hücreler basit bir iğne ile bazen daha etkili olması için damar yolu ile tümörlü alana veriliyor.
- Zehirli etkisi ya da kimyasal bulunmuyor.
- Üç saatte bütün vücuda yayılıyor. Vücudun kanserli hücrelerle savaşma sistemini aktive ediyor.
- Hasta hafif grip durumu yaşıyor bu bağışıklık sisteminin alarma geçtiğinin kanıtı sayılıyor.
- Haftada iki seans olmak üzere 24 hafta tedavi tekrarlanıyor bazen 12 hafta yeterli oluyor.
- Bize gelen dört hastanın üçünde tedavi başarılı oluyor.
Son aşama hastalar geldiği için o bir kişi de bağışıklık sistemi tamamen bitmiş hastalar oluyor.
- Bu tedavi planını ben kendimde de kullandım. Testis kanseri olmuştum, ısı tedavisi ile birlikte son derece başarılı oldu.
- Buluş yeni değil, vücudun kendi kendini geliştirme sistemini harekete geçiriyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen doktorlara ayrıca bu merkezde sistemi kulanabilmeleri için öğretiyoruz.
HASTALAR UMUTLU
Ömer Gürsoy 70 yaşında. Akciğer kanseri tedavisine yeni başlıyor. Daha önce kalp ameliyatı olmuş, sigara kullanıyor ve kemoterapi işe yaramamış. Tedavinin bir kısmını sigorta ödüyor, geri kalanını kendisi karşılayacak.
Özgüç Ö. Akciğer kanseri ve kendisi de doktor. Hiç sigara içmemiş, sürekli spor yapmış buna rağmen akciğer kanserine yakalanmış. Genel cerrah olarak yıllarca çalışmış ancak hastalığına 4. derecede teşhis konulduğunda artık cerrahi uygulanamaz durumda olduğunu fark etmiş. Kanserin yayılması üzerine Türkiye’den bu tedaviyi uygulatmaya Köln’e gelmiş. Midesindeki ödem nedeniyle Köln Tıp Fakültesi’nde tedavisi sürüyor. Aşı tedavisine ise yeni başlayacak.
AYDIN’DAN GELDİ
Ferhat Kurşunlu Aydın’dan tedavi için gelmiş. 26 yaşında ağır lösemi. Bir yıl boyunca tedavi görmüş. Kemoterapi başarısız olmuş. Aşı olmak için abisi ile birlikte Almanya’ya gelmiş. Durumunda ve kan değerlerinde belirgin düzelmeye rastlanmış. Doktorları umutlu. İki hafta sonunda alınan ilk kan verileri, düzelme olduğunu gösteriyor.
Sabah gazetesi
Hiç bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşların ve ailelerinin sağlık hizmetlerinden yararlanmabilmesi için düzenlenmiş yeni bir sistemdir.
Genel sağlık sigortası sistemi ne zaman hayata geçecek? Genel sağlık sisteminin hayata geçirilmesi için planlanan tarih Ekim 2011 iken, düzenlemelerin yetiştirilememesinden dolayı 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girmesi planlamaktadır.
SSK, Bağ-kur ve Emekli Sandığı’na bağlı olmayan ve yeşil kart uygulama alanının dışında kalanlar ise Genel Sağlık Sigortası kapsamına girmek için 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren başvuru yaparak genel sağlık sigortasından faydalanabilecekler. Bu uygulama ile birlikte herkese sağlık hizmetlerine erişim konusunda eşitlik sağlanması hedefleniyor.
Tüm aile bireylerinin Genel sağlık sigortasından faydalanması için aileden bir kişinin Genel Sağlık Sigortası sistemine dahil olması yeterli olacak. Böylece tüm aile sağlık hizmetlerine aynı oranda faydalanabilecek.
Yeni sistemin en büyük avantajlardan biri de 18 yaş altındaki çocukların prim ödemelerinden ve diğer koşullardan bağımsız olarak tüm sağlık hizmetlerinden yararlanacak olmaları.
Genel sağlık sigortası sistemi, özel sağlık sigortası olanlara veya yeni yaptırmak isteyenlere herhangi bir engel teşkil etmeyecek.
SSK SGK Doğum izni Emekli Sandığına bağlı çalışan gebeler yanlarında kurumlarından aldıkları hastaneye sevklerini gösteren kağıtlarını, SSK’lı gebeler ise vizite kağıtlarını ve karnelerini yanlarında getirmelidirler.
Bu evrakların (sevk kağıdı- vizite kağıdı)yeni ve en çok 3 gün önce alınmış olmaları gereklidir
Eski ismiyle SSK ve yeni ismiyle SGK’ lı hem de devlet memuru (657 sayılı devlet. memuru kanununa tabi olanlar) Hamile bayanlar 8 haftası doğumdan önce, 8 haftası da doğumdan sonra olmak üzere toplam 16 hafta doğum izni kullanabilmektedirler. Yine doktor raporu ile doğuma 3 hafta kalana kadar çalışabilmekte ve izinlerinin geri kalan kısmını doğum sonrasına aktarabilmektedirler.
Yani, çalışan gebeler dilerlerse gebeliklerinin 32. haftasında doktorlarından aldıkları “37. gebelik haftasına kadar daha 5 hafta süre ile çalışmasında gebeliği yönünden sakınca bulunmamaktadır” şeklindeki benzer raporlarla doğum öncesi kullanmadıkları 5 haftalık izni doğum sonrasına aktarabilirler Bu durumda doğum sonrası 8+5= 13 hafta (91 gün) süre ile kanuni olarak izin kullanma hakkına sahip olurlar.
Kanunlar birden fazla bebek bekleyen anne adaylarında (çoğul gebeliklere)ise doğum öncesi izni 8 yerine 10 hafta olarak kullanılabilmelerine olanak sağlamaktadır.
Doğum şekli ister sezaryen ister normal doğum olsun, doğum öncesi ve sonrası izinlerini etkilemeyecektir.Özellikle planlı sezeryanların erken yapılması doğum öncesi izne erken ayrılacağı anlamına gelmez. Tüm hesaplamalar son adet tarihine veya bilinmiyorsa en erken dönemde yapılmış ultrasondaki bebeğin büyüklüne göre 40 hafta üzerinden yapılır.
SSK lı gebeler için doğum izni ve doğum raporu hakkında kanuni düzenleme 4857 sayılı iş kanunun 74.maddesi şu şekilde açıklanır !
a- SSK lı anne adayları doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir yani 10 hafta olarak kullanırlar. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, gebenin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.
b- Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
c- Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.
d- Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. Bunun için hastaneden hekim raporu gerekmektedir.
e- İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
f- Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.
Devlet memurları ile ilgili kanuni düzenleme: 21.07.2004 tarihli ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.07.2004 tarihli ve 5223 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendi; “Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir. Çoğul gebelik halinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, tabibin onayı ile memur isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, memurun çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler memurun sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir. Memurlara, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır.” şeklinde ve 108 inci maddesinin üçüncü paragrafı “Doğum yapan memurlara istekleri halinde 104′üncü maddenin (A) bendinde belirtilen sürelerin bitiminden itibaren 12 aya kadar aylıksız izin verilir.” şeklinde değiştirilmiştir
Dikkat!
Yasal hakkınız olan bu izni kullanabilmeniz için yapmanız gereken işlemler vardır. Bunlardan en önemlisi hamileliğinizin 32. haftasında doktorunuzdan alacağınız durumu belirtir rapor ,tüm ultrasonografi sonuçları ile size en yakın bir devlet hastanesi ya da polikliniğine veya son düzenlemeler ile ssk, emekli sandığı ile anlaşmalı bir özel hastaneye başvurarak raporu onaylatmanız ve çalıştığınız kurumdaki personel bölümüne iletmenizdir. Daha sonraki işlemler ile ilgili olarak personel biriminizden bilgi alabilir ve işlemleri takip edebilirsiniz. Tereddütte kaldığını durumda bağlı bulunduğunuz kurumdan bilgi almanız mümkün olmaktadır.Önümüzdeki günlerde sisteme dahil olacak olan “sgk” (sosyal güvenlik kurumu) dahilindeki hastalar için doğum izni, doğum raporu, süt izni gibi haklar için muhtemelen yeni bir kanuni düzenleme yapılacaktır.
Babalar için doğum izni, doğum raporu
İş Yasası’nda erkek işçilere doğum izni verilmesini düzenleyen bir hüküm yoktur. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda erkek memurlara 3 güne kadar doğum izni verilebileceği hükmünün bulunması eşitlik ilkesini gündeme getirmiştir ve bu nedenle de iş mevzuatında da bu eşitliği sağlamaya yönelik bir çalışmanın varlığından basında haberler çıkmıştır.
“Süt İzni” Nedir Ve İş Kanununa Göre Uygulaması Nasıl Olmaktadır?
– Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler.
- Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Süt izni çocuğun sağlığı düşünülerek verilmiş bir izindir. Süt izni ile ilgili düzenleme 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 74. maddesinde belirtilmiştir. Süt izninin günlük olarak kullanılması şarttır. Ancak uygulama da görüleceği üzere süt izinleri amacına uygun olarak kullanılmamakta ve/veya kullandırılmamaktadır. Genelde kadın işçiler bu izinleri haftalık veya aylık olarak kullanmaktadır.
- Özellikle şehir yaşamında kadın işçinin çocuğunu emzirmek için 1,5 saatliğine işyerinden ayrılıp-dönmesi zordur. Kadın işçilerin bu izinlerini
kanaatimce işe bir buçuk saat geç gelerek ve/veya işten bir buçuk saat erken ayrılarak kullanması yerinde olacaktır.
- Süt izninin haftalık ve/veya aylık olarak kullandırılması yasa hükmüne aykırılık teşkil eder. 4857 sayılı İş Kanunu süt izninin kanuna uygun olarak kullandırılmaması halinde cezai yaptırım öngörmemiştir. O zaman kadın işçiye süt izni kullandırılmaz ve/veya yasal düzenleme içinde kadın işçinin istediği şekilde kullandırılmaz ise ne olacaktır? Bu durumda kadın işçi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesine göre iş sözleşmesini tek taraflı fesih edebilecektir. Haklı fesih nedeni ile işvereninden kıdem tazminatı dahil olmak üzere ücret ve benzeri haklarını talep edebilecektir.
- Kadın işçinin “Süt İzni ” nasıl kullanacağını işverenliğe dilekçe ile bildirmesi, işverenliğinde kadın işçiye “iznin uygun” görüldüğüne dair bir
yazı vermesi gerekir. Verilen dilekçe ve yazı iznin yasaya uygun olarak kullandırıldığının ispatını sağlayacaktır.Kadın işçi süt iznini çocuğu 1
yaşına gelinceye kadar kullanacaktır.
- Yasal düzenleme “…bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir…” hükmünü getirerek, süt izninin çocuk 1 yaşına kadar gelene kadar kullandırılabileceğini belirtmiştir.4857 sayılı İş Kanunu süt izninin kanuna uygun olarak kullandırılmaması halinde cezai yaptırım öngörmemiştir. İşveren tarafından süt izni verilmez ve/veya istediği şekilde kullandırılmaz ise kadın işçi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesine göre iş sözleşmesini tek taraflı fesih edebilecektir. Haklı fesih nedeni ile işvereninden kıdem tazminatı dahil olmak üzere ücret ve benzeri haklarını talep edebilecektir.
Unutulmamalıdır ki , “Süt İzni” bebeğin sağlığı düşünülerek verilmiş bir izindir.
SSK – SGK Doğum Hakkında Sayfamızdaki Konular: SSK Doğum parası hesaplama, SSK Doğum Parası nasıl alınır, SSK Doğum parası ne kadar, SSK Doğum parası ne zaman alınır, SSK Doğum parası sorgulama, SSK Doğum parası, SSK Doğum izni, SSK Doğum, SGK doğum parası, SGK Doğum, SGK Doğum Parası nasıl alınır, 4857 sayılı İş Kanunu.
Nereye, nasıl başvurulur?
İlk defa 5510 sayılı Kanuna göre hizmet akdiyle çalışanlar ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaya başlayan sigortalılar, 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılar ile mülga 506 sayılı Kanun, 1479 sayılı Kanun ve 2926 sayılı Kanununa tabi olan sigortalılar ve hak sahipleri, sigortalının en son çalışmasının/hizmetinin geçtiği sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine başvurarak,
Kamu görevlileri (eski kamu görevlileri sigortalıları veya hak sahipleri “SGK Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı Mithatpaşa Caddesi No:7 Sıhhıye/ANKARA” adresine borçlanma talep dilekçesiyle başvuruda bulunarak doğum borçlanması yapabileceklerdir.
Doğum borçlanması talebinde bulunan kadın sigortalının işvereninden belge istenilmeksizin Kurum hizmet kayıtlarından tespiti yapılarak işlem sonuçlandırılacaktır.
Kimler borçlanma talebinde bulunabilir?
- Kanuna göre hizmet akdi veya doğum tarihinde hizmet akdi çalışması bulunup daha sonra kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma kapsamında sigortalı sayılanlar,
- Daha önce hizmet akdi çalışması bulunup 2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa Kanuna göre kamu görevlisi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar,
- 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince haklarında bazı sigorta kolları uygulananlar,
- 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılar ile bunların hak sahipleri,
talepte bulunabilirler.
Doğum borçlanmasının koşulları nelerdir?
Kanuna göre hizmet akdiyle kapsamındaki sigortalı kadının doğum nedeniyle çalışamadığı iki yıllık süreyi borçlanabilmesi için;
- Sigortalı kadının doğumdan önce çalışmaya başlayarak sigortalılık şartını yerine getirmesi, (tescil edilme ve prim ödeme)
- Doğumdan sonra adına prim ödenmemesi,
- Borçlanacağı sürede çocuğunun yaşaması,
gerekmektedir.
Borçlanma süreleri
- Sigortalı kadının doğumdan sonraki sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise on haftalık süreleri, doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süre dahil toplam istirahat süresi ile birlikte toplam iki yıllık süre borçlanılabilir.
- Kadın sigortalılar doğum nedeniyle çalışamadıkları en fazla iki defa olmak üzere ikişer yıllık sürelerini (toplamda en fazla 4 yıla tekabül etmektedir.) borçlanabilir.
- Doğum borçlanması talebinde bulunan kadın sigortalıların doğum yaptığı tarihten sonra adına primi ödenmiş süreler borçlanma hesabında dikkate alınmaz. Prim ödenmiş süreler iki yıllık süreden düşülerek kalan süre borçlandırılacaktır
- Doğum borçlanması yapılacak sürede çocuğun vefat etmesi halinde vefat tarihine kadar olan süreler borçlanılabilir.
- İlk doğumunu yaptıktan sonra iki yıl dolmadan ikinci doğumunu yapan kadın sigortalı, ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süre borçlanılabilir.
Emzirme Ödeneği
Kimlere verilir?
Hizmet akdi ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma kapsamındaki sigortalılardan; sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine verilir.
Emzirme ödeneğinden yararlanma şartları
Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe emzirme ödeneği verilebilmesi için, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının;
- Hizmet akdi kapsamında olanlar için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması,
- Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma kapsamında olanlar için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi yatırılmış ve genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması,
- Doğan çocuğun yaşaması,
şartları aranmaktadır.
Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere 300 gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.
Emzirme ödeneğinin miktarı nedir?
Doğum tarihinde geçerli olan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunca belirlenip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği verilir. 2011 yılı için emzirme ödeneği tutarı 80 TL’dir.
Nereye ve nasıl başvurulur?
Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalıların bulundukları yerdeki il müdürlüğüne / sosyal güvenlik merkezine başvurmaları gerekmektedir.
Müracaat için gerekli belgeler
- Talep Dilekçesi
- Doğum Raporu
Çalışan kadının hamilelik doğum ve doğum sonrası sahip olduğu haklar İş Kanunu’nda, Devlet Memurları Kanunu’nda ve Sosyal Sigortalar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu Kanunlardan doğan haklar şu şekilde özetlenebilir.
Devlet Memurları Kanununda;
-Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir.
-Çoğul gebelik halinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir.
-Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, tabibin onayı ile memur isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, memurun çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir.
-Yukarıda öngörülen süreler memurun sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir.
-Memurlara, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır denilmiştir.
Yine aynı yasanın 108. maddesinde; doğum yapan memurlara istekleri halinde 104 üncü maddenin (A) bendinde belirtilen sürelerin bitiminden itibaren 12 aya kadar aylıksız izin verileceği düzenlenmiştir.
İş Kanunu’nun 74. maddesinde yapılan düzenlemede 657 sayılı yasadaki hükümlerle benzer niteliktedir.
İş Kanunu’nun 74. maddesinde de;
-Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır.
-Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir.
-Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.
-Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
-Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.
-Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.
-İsteği halinde kadın işçiye, on altı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
-Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.
Bu konuya ilişkin bir diğer düzenlemede 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda yapılmıştır.
506 sayılı yasanın 43. maddesinde; sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının analığı halinde, aşağıda yazılı yardımlar sağlanır, denilerek;
-Gebelik muayenesinin yaptırılması ve gerekli sağlık yardımlarının sağlanması,
-Doğumda gerekli sağlık yardımlarının sağlanması,
-Emzirme yardım parası verilmesi,
-Sigortalı kadının doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilmesi,
-Analık hali sebebiyle gerekirse yurt içinde başka bir yere gönderilmesi düzenlenmiştir.
Aynı yasanın 45. maddesinde de, doğum yardımın hangi kalemleri kapsadığı ayrıntılı olarak düzenlemiştir.
45. maddeye göre; doğum yardımı, sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının doğurması halinde, doğum sırasında ve doğumdan sonra gerekli sağlık yardımlarıyla ilaçların ve sağlık malzemesinin sağlanmasıdır.
Bu yardım, gebenin evvelce seçtiği ebe, o yoksa Kurumca tayin ve tesbit edilen ebelerden biri tarafından evde veya sağlık tesislerinde yapılır. Gerekirse doğum sırasında yetkili bir uzman hekim bulundurulabileceği gibi, hekim veya ebenin lüzum göstereceği hallerde, doğum, sigortalı kadın veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı bir sağlık müessesesine yatırılmak suretiyle yaptırılır.
Kuruma ait sağlık tesisleriyle 123 madde gereğince sözleşme yapılmış olan tesislerde doğum yapan sigortalı kadınla sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının, doğan çocukları için sağlık tesisinde kaldıkları müddetçe yapılmasına lüzum görülen sağlık yardımlarına ait masraflar ilgililerden istenmez
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda düzenlenmiş olan bir diğer konu ise maktu gebelik ve doğum yardımlarıdır.
Sosyal sigortalar kanunun 46. maddesinde; 44 ve 45 inci maddelerde gösterilen sağlık yardımlarının Kurumca veya kurumun sözleşme yaptığı başka sağlık tesislerinde yapılamadığı hallerde, gebelik ve doğum sağlık yardımı yerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak ve önceden bildirilecek tarifeye göre maktu para yardımı yapılır. Birden fazla çocuk doğarsa, maktu doğum yardımı çocuk sayısına göre artırılacağı düzenlenmişti.
Ancak; gebelik yardım parası alabilmek için, gebelik halinin hekim veya diplomalı ebeden alınacak bir belge ile ve doğumdan önce Kuruma bildirilmesi, doğum yardım parası alabilmek için, doğumun üç ay içinde Kuruma bildirilmesi ve hekim veya diplomalı ebeden alınacak doğum kağıdı yahut onanmış nüfus kayıt örneği ile belgelenmesi gerekmektedir.
Yasanın 47. maddesinde emzirme yardımı düzenlenmiştir. Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması dolayısıyla sigortalı erkeğe, çocuğun ölü doğmaması şartıyla, Çalışma Bakanlığınca onanacak tarifeye göre her çocuk için bir emzirme yardımı yapılmaktadır..
Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda düzenlenmiş olan bu yardımları alabilmek için yasanın 48. maddesi gereği;
-Sigortalı kadın için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün analık sigortası primi ödenmiş olması,
-Sigortalı erkek için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün analık sigortası primi ödenmiş olması ve sigortalının doğum yapan kadınla doğumdan önce evlenmiş bulunması gerekmektedir.
Sosyal Sigortalar Kanununda düzenlenmiş olan geçici iş görememezlik ödeneği;
Sosyal Sigortalar Kanunun 49. maddesinde; kendisi için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün analık sigortası primi ödenmiş bulunan sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise, doğumdan önceki sekiz haftaya iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği düzenlenmiştir.
Kadın sigortalının isteği ve doktorun onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması halinde, çalışılan süreler kadın sigortalının doğum sonrası sürelerine eklenir bu ödeneğin hiçbir şekilde kesilemez.
İlgili kanunlarda kadının hamilelik doğum ve doğum sonrası haklarına ilişkin düzenlemeler bu şekildedir.
Bilim Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, böbrek ve karaciğer kanserlerinin sadece kanser hücrelerini izole eden hedefe yönelik akıllı ilaçlarla tedavi edilebildiğini söyledi.
18. Ulusal Kanser Kongresi’ne katılan İstanbul Bilim Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, kanser hücrelerinin genetik moleküler sırlarının çözülmesiyle, vücutta sadece kanser hücrelerini izole eden biyolojik tedaviler geliştiğini, akıllı moleküllerin yan etkilerinin kemoterapinin yarattığı tahribata neden olmadığını bildirdi.
ABD’de mart ayında, ilerlemiş böbrek kanseri hastalarının kullanımı için onay alan yeni bir ilacın, tümörün büyümesini veya yaşam süresini 2 kattan fazla uzattığını belirten Demir, ilk kez bir kanser türünde kemoterapi kullanmadan 2 basamak tedavinin etkinliğinin kanıtlandığını vurguladı.
Demir, böbrek kanserinin tedavisinde kullanılan hedefe yönelik akıllı moleküllerin, kanserin kronik hastalık şeklinde algılanmasına katkıda bulunduğunu bildirdi.
Saç dökülmelerine son
”Kemoterapi sadece hızlı büyüyen hücreleri yok etmeye çalışan zehirlerdir” diyen Demir, kemoterapi tedavisinin kanser hücresi ile normal hücre arasında ayrım yapmadan vücutta hızlı büyüyen tüm hücrelere etki yaptığını vurguladı. Demir, şunları söyledi:
”Hedefli tedaviler, sadece kanser hücrelerinde açık bulunan ya da aşırı derecede çalışan bir takım hedefleri bulup izole olarak hücreleri yok edebiliyorlar. Bu nedenle, kemoterapinin saç dökülmesi, mide bulantısı, ağız yarası, ishal gibi şikayetlerinin hiçbirine yol açmıyorlar. Kendilerine özgü yan etkileri kemoterapininkinden çok farklı. Hedefli tedaviler böbrek, meme, kalın bağırsak, karaciğer, pankreas ve lenf bezi kanserlerinin tedavilerinin bazılarında kemoterapiyle, bazılarında da tek olarak çok önemli bir seçenek oluşturuyor.
Özellikle böbrek ve karaciğer kanseri kemoterapisiz sadece hedefe yönelik ilaçlarla tedavi edilebilir. Bunlar meme, akciğer ve pankreas kanserlerinde de kemoterapiyle kullandığında tedavinin etkinliği çok artıyor.”
Prof. Dr. Demir, hedefe yönelik tedavide kullanılan ilaçların yüzde 50′sinin Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nca onaylandığını ve piyasada bulunduğunu, yüzde 20′sinin de Bakanlıktan alınan özel izinle yurt dışından getirilebildiğini kaydetti.
Kanseri kronikleştiriyorlar
Hedefe yönelik tedavinin, kanser tedavisinde yepyeni bir yaklaşımı beraberinde getirdiğini belirten Prof. Dr. Demir, kemoterapiyle sadece kanseri küçültmek ve yok etmenin amaçlandığını vurguladı. Buna karşın hedefli tedavinin kanseri stabilize edebildiğine işaret eden Prof. Dr. Demir, ”hedefe yönelik ilaçlar kanserin kronik bir hastalık şeklinde algılanmasını sağlıyor. Bu ilaçlar hastayı tam olarak şifaya kavuşturmuyor ama tansiyon, kalp yetmezliği, diyabet gibi hastanın uzun yıllar hastalıkla beraber yaşamasını sağlıyor” diye konuştu.
Bu yeni tedavi yöntemi hakkında Hürriyet.com.tr’ye konuşan Hacettepe Onkoloji Hastanesi Başhekimi ve Onkoloji Enstitüsü Medikal Onkoloji Bilim dalı Başkanı Şuayip Yalçın, “Akıllı bomba kanser tedavisi için bilinen bir yöntem ama bu haberdeki yöntemde yenilikler de söz konusu. Mucize bir ilaç olarak lanse etmek yanlış olur. Kanser için kullanılan 1000 ilaç varsa bu da 1001’inci ilaç ancak alanında 1’inci olacağını söyleyemeyiz.” dedi.Akıllı bombaların kanserin kök hücresini yok etmediğini, ama yayılarak metastaz oluşmasını engellediğini söylediğini de belirten Yalçın, kanserin çevresinde yayılmasını engellemenin de önemli bir şey olduğunu dile getirdi.”Bu yönteme dair klinik çalışmaların sonuçlarının alınması gerekiyor ve bu çok uzun yıllar gerektirecek. Kemoterapiye alternatif ya da klasik tedavi yöntemine alternatif denemez” şeklinde konuşan Yalçın, klinik çalışmaların uzun vadeli sonuçlarının çok önemli olduğunun, tedavinin ilerleyen senelerde kemik kırılmaları ve kalp krizi gibi yan etkilerinin ortaya çıkabileceğinin altını çizdi.
ABD‘de, AIDS‘e neden olan HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü, AIDS’e yol açan virüs) kullanılarak yapılan kanser tedavisi, lösemi hastalarının iyileşmesini sağladı. Pennsylvania Üniversitesi bilim adamları polis emeklisi 65 yaşındaki lösemi hastası William Ludwig’den, bir milyardan fazla lenfosit (virüs ve tümörle savaşan akyuvar türü) aldı. Lenfositler, etkin olmayan HIV ile temasa geçirildi. HIV, lenfositleri değiştirerek, kanserle savaşmalarını sağladı. Değişime uğrayan lenfositler hastaya nakledildi.
Tedavinin ilk zamanlarında Ludwig’de değişim olmadı ancak 10 gün sonra, kemoterapinin etki göstermediği Ludwig’de titremeler, yüksek ateş ve tansiyon düşmesi görüldü. Başta durumdan endişe duyan doktorlar, bu ciddi grip belirtilerinin birkaç hafta sonra geçtiğini ve belirtilerin yanı sıra Ludwig’in lösemiden de kurtulduğunu belirledi.
Araştırmacılardan Carl June, “Ludwig’in tamamen iyileştiğini söylemek için erken olduğunu ve daha kapsamlı araştırmalar yapılması gerektiğini” belirtirken, bir yıl önce yataktan çıkmakta zorlanan Ludwig, golf oynamaya gidebildiğini ve “yeniden doğduğunu” ifade etti.
“The New England Journal of Medicine” ve “Science Translational Medicine” dergilerinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, hastanın bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini öldürebileceğini göstermiş oldu. Başka kanser türlerine yakalanan 2 hastada da denenen bu yöntem, hastalardan birinin tamamen, birinin kısmen iyileşmesini sağladı.
Obezite cerrahisi, hiç kuşkusuz dünya çapında her geçen gün giderek yaygınlaşmaktadır. Obez hastaların tedavisinde bu yöntemin değeri artık ispatlanmış olduğundan, obezite cerrahisi bugünlerde VKİ (vücut kitle indeksi) değeri daha düşük, hatta bazı durumlarda 30 kg/m2 nin altındaki hastalara yönelmiş bulunmaktadır. Burada amaç artık yalnızca zayıflama değil, ayrıca “Metabolizma Cerrahisi” adı altında Tip 2 Diyabetin (şeker hastalığı) cerrahi tedavisidir.
Doç. Dr. Halil Coşkun
Kireçlenme ya da diğer adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Kıkırdakta ve kıkırdağının altındaki kemik dokuda değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir.
Nasıl Seyreder?
Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve ağrıya sebep olur.
Kireçlenme kimlerde görülür?
Kireçlenme ileri yaş hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi nadirdir. 60 yaş civarındaki insanların yaklaşık yarısında kireçlenme bulguları vardır. Hastalık kadınlarda yaklaşık 3 kat daha sık görülür.
Kilonun kireçlenme üzerine etkisi var mıdır?
Fazla kilo, ekleme binen yükü artırarak özellikle dizde kireçlenme gelişme olasılığını yükseltmektedir. Kilo artışı hastalarda şikâyetlerin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olabilmektedir. Orta derecede bir kilo verilmesi bile kireçlenme riskinde azalmaya yol açar.
Kireçlenme ailevi midir?
Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu da ailevi yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.
Başka sebeplerden dolayı da kireçlenme ortaya çıkabilir mi?
Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) veya sonradan kaza, darbeler gibi eklemde bozukluğa sebep olan yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak hastalık gelişme riskini artırmaktadır.
Kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür?
En sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür. Diz kireçlenmesi özellikle bayanlarda sıktır ve şişmanlık ile görülme olasılığı artar. Kalça kireçlenmesi erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. El parmaklarında kireçlenme, özellikle en uçta bulunan eklemlerde görülür. Başparmak kökünde görülen kireçlenme eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı yapar. Ayak başparmağının kireçlenmesi parmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olabilir. Kireçlenme omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Omurga eklemlerindeki hareketi bozarak ağrı ve acıya sebep olur. Ek olarak kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı bulgular da ortaya çıkabilir.
Kireçlenmenin hastalarda ne gibi şikâyetlere sebep olur?
Hastalar en sık olarak, kireçlenme gelişen eklemlerinde ağrı ve hareketlerde azalmadan yakınırlar. Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülür. Şikâyetler genelde dinlenmeyle rahatlar. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve eklem hareketleri günlük yaşam faaliyetlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtı ve ses duyulabilir. Uzun süren dinlenme sonrası, sabahları veya oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Genelde sabahları olan bu durum 30 dakikadan fazla sürmez. Kireçlenme olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker.
Kireçlenme tanısı nasıl konulur?
Deneyimli bir ortopedist kireçlenme tanısını muayene ile koyabilir. Eklemlerde şişlik, açı değişikliği (örneğin dizlerdeki çarpık görüntüler), hareket kısıtlılığı tanıyı kolaylaştırır. Röntgen filmleri kireçlenmenin hem tanısı, hem evrelenmesi hem de tedavisinin planlanması açısından gereklidir.
Kireçlenme nasıl tedavi edilir?
Tedavinin temel amacı, ağrı, tutukluk ve şişliği gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam faaliyetlerinin sorunsuz yapılmasını sağlamaktır. Kireçlenmenin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Bozulmuş kıkırdağı yenilemek mümkün değildir. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi eklem üzerindeki yükü azaltarak acıyı azaltabilir. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Hastanın yaşadığı ve çalıştığı ortamın hastanın şartlarına göre düzenlenmesi (örneğin oturup kalkmayı kolaylaştırmak için sandalye boyunun arttırılması) gerekir.
Kıkırdak koruyucu ilaçlar ne gibi etkilere sahiptir?
MSM, kondroidin sülfat, kollajen hidrozilat ve glukozamin en çok bilinen ve kullanılan kıkırdak koruyucu maddelerdir. Yaşlanma seyrinde ortaya çıkan özellikle diz, kalça, el ve ayak bilek eklemlerinde kıkırdağı koruyucu ve onarıcı etkisi olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Özellikle glukozamin-kondroidin-sülfat-MSM karışımını hastaların ağrılarını azaltmada ve eklem hareketini desteklemede faydalı olduğu düşünülmektedir.
Kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür?
En sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür. Diz kireçlenmesi özellikle bayanlarda sıktır ve şişmanlık ile görülme olasılığı artar. Kalça kireçlenmesi erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. El parmaklarında kireçlenme, özellikle en uçta bulunan eklemlerde görülür. Başparmak kökünde görülen kireçlenme eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı yapar. Ayak başparmağının kireçlenmesi parmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olabilir. Kireçlenme omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Omurga eklemlerindeki hareketi bozarak ağrı ve acıya sebep olur. Ek olarak kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı bulgular da ortaya çıkabilir.
Kireçlenmenin hastalarda ne gibi şikâyetlere sebep olur?
Hastalar en sık olarak, kireçlenme gelişen eklemlerinde ağrı ve hareketlerde azalmadan yakınırlar. Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülür. Şikâyetler genelde dinlenmeyle rahatlar. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve eklem hareketleri günlük yaşam faaliyetlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtı ve ses duyulabilir. Uzun süren dinlenme sonrası, sabahları veya oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Genelde sabahları olan bu durum 30 dakikadan fazla sürmez. Kireçlenme olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker.
Kireçlenme tanısı nasıl konulur?
Deneyimli bir ortopedist kireçlenme tanısını muayene ile koyabilir. Eklemlerde şişlik, açı değişikliği (örneğin dizlerdeki çarpık görüntüler), hareket kısıtlılığı tanıyı kolaylaştırır. Röntgen filmleri kireçlenmenin hem tanısı, hem evrelenmesi hem de tedavisinin planlanması açısından gereklidir.
Kireçlenme nasıl tedavi edilir?
Tedavinin temel amacı, ağrı, tutukluk ve şişliği gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam faaliyetlerinin sorunsuz yapılmasını sağlamaktır. Kireçlenmenin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Bozulmuş kıkırdağı yenilemek mümkün değildir. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi eklem üzerindeki yükü azaltarak acıyı azaltabilir. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Hastanın yaşadığı ve çalıştığı ortamın hastanın şartlarına göre düzenlenmesi (örneğin oturup kalkmayı kolaylaştırmak için sandalye boyunun arttırılması) gerekir.
Kıkırdak koruyucu ilaçlar ne gibi etkilere sahiptir?
MSM, kondroidin sülfat, kollajen hidrozilat ve glukozamin en çok bilinen ve kullanılan kıkırdak koruyucu maddelerdir. Yaşlanma seyrinde ortaya çıkan özellikle diz, kalça, el ve ayak bilek eklemlerinde kıkırdağı koruyucu ve onarıcı etkisi olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Özellikle glukozamin-kondroidin-sülfat-MSM karışımını hastaların ağrılarını azaltmada ve eklem hareketini desteklemede faydalı olduğu düşünülmektedir.
Kansere en çok neden olan 5 gıda 1.Sosisli sandviç
En Şifalı Bitkilerden Bir Kaçı
Greyfurt : Yemeklerden yarım saat önce yenilen yarım greyfurt metabolizmanızı hızlandırır.
Limon : Limon da greyfurt gibi metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur.
Üzüm : Tatlı isteğinizi karşılar , tatlı krizlerinizi çok daha az kalori alarak , üzüm yiyerek geçiştirebilirsiniz.
Karpuz : C vitamini açısından çok zengin olan karpuz vücudunuzun susuz kalmasını da ortadan kaldırır. Bol bol karpuz yiyin , suyunu da için.
Kahve : İçinde bulunan kafein maddesi sizi canlandırır. Kan şekerinizi normal seviyede tutarak metabolizmanızın çalışmasını destekler.
Patlamış mısır : Yağda patlatırsanız kilo aldırır ancak yağsız yapıldığında kalorisi az olur. Mısır lifli gıda olduğundan yiyerek zayıflayabilirsiniz.
Yoğurt : Yağsız olmalıdır. İçindeki protein ve karbonhidrat kendinizi tok hissetmenizi sağlar.
Çorba : Midenizi çorbayla doldurun , çorba tokluk hissi sağlayacaktır.
Salata : Yaz sebzelerinden yapılan salata çok düşük kalori içerdiğinden zayıflamanıza yardımcı olur , size doygunluk hissi verir.
Sebzeler : Izgarada pişirilmiş sebzelerin hem hazırlaması kolay hem kalorileri düşüktür. Mantar , kabak , patlıcan , biber gibi sebzeleri ızgarada pişirirseniz hem sağlıklı hem daha leziz olacaktır.
Yeşil sebzeler : Vitamin zengini olan yeşil sebzeleri çiğ olarak ve bolca tüketin. Akşam salatalarınıza , çiğ ıspanak , brokoli ve beyaz lahana ekleyin.
Brokoli : Bağırsak hareketlerinizi düzenleyerek kilo vermenize yardımcı olur. Ayrıca bağışıklık sisteminizi güçlendirir.
Balkabağı : Zayıflatan gıdalar arasında yer alır. İçinde bulunan yüksek orandaki liflerle kilo düzenlemeye büyük yarar sağlar.
Yeşil çay : Metabolizmayı hızlandırarak vücutta biriken toksinleri dışarı atar hiçbir besin değeri taşımayan bu bitki zayıflama diyetlerinin olmazsa olmazıdır.
Bundan sonraki hayatınızda bu gıdaları tüketmeye gayret ederek istenmeyen kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Fizik önemlidir ama bunu en çok sağlığınız için yapmalısınız. Şişmanlık birçok hastalığın öncüsüdür yaşınız ilerledikçe bunun farkına daha çok varacaksınız. Geç kalmadan diyetinize başlayın
Kalp Sağlığını Korumak için Neler Yapmalı? Bir hastalığın kesin tedavisi ondan korunmaktır. Koroner kalp hastalıkları ortaya çıktıktan sonra yapılacaklar iki gruba ayrılır. Hastalığın riskini artıran durumları ortadan kaldırmak ve bu hastalığı hangi fazdaysa tedavi etmek.
Korunmak için:
Bunların dışında değiştiremeyeceğiniz faktörler var: aileden gelen kalp krizi riski ve yaş … Seker hastalığı olanlar hiçbir şikayetleri olmasa bile kalp damar hastası olarak kabul edilip ona göre hareket edilir. Her şeker hastası kalp krizi geçirmiş bir kişi
gibi kalp hastahğına bağlı ölüm riski taşır. Bu hastaların tarama testlerinden geçirilmesi gerekiyor. Ailesel yatkınlığı olan kişiler de, özellikle 40 yaşın üzerinde bir erkekse ve sigara içiyorsa tarama testlerinden geçirilmelidir.
Obezitenin beraberinde getirdiği hastalıklar : Beden ağırlığının arzu edilenin % 20 üzerine çıkması hipertansiyon, koroner kalp rahatsızlığı, hiperlipidemi, tip 2 diyabet riskini artırır.
• Vücudumuzda bulunan her 1 kqhk fazlalık kalbimize ek yük getirir. Yağın bel çevresinde toplanması damar sertliği riskini artırıcı kan lipitlerinin (kötü kolesterolün) yükselmesine neden olur. Koroner kalp hastalığı açısından BKI’nin 20-25 arasında tutulması, 30′un üstüne çıkmaması, bel/kalça oranının erkeklerde 1, kadınlarda O.S’i geçmemesi gerekir.
• Vücut ağırlığı ile hipertansiyon arasında doğru orantılı ilişki bulunur. Hipertansiyon, şişmanlar arasında yaygın görülen bir hastalıktır. Ağırlık kaybı ile hipertansiyonun derecesi hafiflemekte ve kan basıncı kontrol altına alınabilir.
• Diyabetiklerin yaklaşık % 60’1 şişmandır. Yaşla beraber artan kilolar diyabete yakalanma riskini artırır. Özellikle kalca ve üst bedendeki yağ depolarının artması glikoz intoleransı için önemli bir faktördür.
Çocuklarda Şişmanlık
Çocuklarda aşırı kiloluk ve şişmanlık. Türkiye’de de 21. yüzyılın halk sağlığı sorunları arasında yer alacak önemli konulardan biridir. Küresel şişmanlık sorununu çözmek için, kalori alımının kısıtlanmasını ve daha fazla enerji harcanmasını sağlamak gerekir. Oysa küresel şirketlerin bütün dünyaya yerleştirmeye çalıştıkları beslenme alışkanlığındaki değişim yılın her günü, neredeyse günün her saati açık, fast food beslenme biçimi , daha ucuz, ancak kalori-yoğun yiyeceklerin tüketimindeki artış, yaşam biçiminin insanları giderek daha fazla hareketsiz kılması televizyon başında geçirilen saatlerdeki artış, yürümenin azalması ve küresel şirketlere basın-yayın kuruluşları tarafından verilen yoğun destek, küresel şişmanlık sorununun çözümünü zora sokar. Çocuklar ve adölesanların, küresel kültür’e erişkinlere göre daha hızlı bir biçimde katılmaları önemli bir sorundur.
Sebepleri
Şişman çocuk sağlıklıdır,inanışı çocukluk çağı şişmanlığı üzerinde yeterince durulmamasına neden olmuştur. Ögün atlanması, aşırı tatlı tüketimi, tek yönlü beslenme, ailenin düzensiz beslenme alışkanlıkları, televizyon ya da bilgisayar karşısında hareketsiz oturmak ve atıştırmak gibi kültürel ve çevresel faktörler çocuğu şişmanlatır. Bunun yanı sıra olumsuz olaylara karşı tepki olarak aşırı yemek tüketimi şeklindeki psikolojik faktörler de etkilidir.
• Çocukluk çağında şişman olan bireyler yetişkinlik döneminde de şişman olmaya adaydırlar.
• Çocukluk ve ergenlik dönemi şişmanlığı, yetişkinlik döneminde çeşitli hastalıklara yatkınlığı beraberinde getirir.
• Ergenlik döneminde vücutta yağ dokusu artmaya başlar. Bu dönemde özellikle fast- food türünde beslenmek, fazla miktarda kola,
mesrubat. bisküvi, gofret, çikolata vb basit karbonhidrat içeriği yüksek besinleri tüketmenin yanı sıra hareket azlığı şişmanlatıcı faktörlerdir.
Ayrıca şişman çocuk ya da ergenin yaşadığı psikolojik sorunlar arkadaş ve aile ile kötü ilişki, itilme, reddedilme duygusu, özgüven azlığı vb. şişmanlık tedavisinde kısır döngü oluşturur.
Obezite, kültürel, sosyal, genetik, fizyolojik, davranışsal ve psikolojik faktörlerin tek tek veya kompleks etkileşimi sonucu oluşabilir. Endüstrileşmiş ülkelerde daha yaygın olmakla birlikte, daha çok gelir seviyesi düşük kesimlerde görülür. Gelişmekte olan ülkelerde ise orta ve yüksek gelir düzeyli kesimlerde daha sık görülebilir.
Cocukların besin değeri düşük, yağ ve karbonhidrat içeriği yüksek besinleri diyetlerinde fazla miktarda bulundurmaları sonucu beslenme alışkanlıklarında meydana getirdikleri değişiklikler, fiziksel aktiviteden uzaklaşarak televizyon ve bilgisayar oyunlarına yönelmeleri, medyada sağlığa zararlı gıda reklamlarının çoğalması şişmanlığın artışında başlıca etkenler olarak bilinir.