Genel Sağlık

 

Kemoterapi ilaçları tümörlü hücreleri etkiler.  Bu tedavi, amacını gerçekleştirirken vücudun  normal hücrelerini de etkileyebilir. Bu durum,  çoğunlukla geçici olan yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olur. En sık görülen yan etkiler  bulantı-kusma, yorgunluk, saç dökülmesi, ağız içi  yaralar, iştahsızlık, ishal, kabızlık, enfeksiyon, üreme sistemi ile ilgili sorunlar olarak sıralanabılır.  Ancak elliden fazla kemoterapi ilacının tek başına  veya birlikte kullanılarak farklı uygulanabilen tedavi  şekilleri için kesin yan etkileri öngörmek mümkün  değildir. Hastalığın evresine, yerine, hastanın yaş, cinsellik eden baska hastalık tabloları ve bünye  özelliklerine göre farklı şiddet derecelerinde  görülebilir. Bu süreç içerisinde herhangi bir cerrahi  operasyon, diş müdahalesi gerekir ise ve hastanın  sürekli kullanması gereken ilaçları varsa doktoruna  bildirmelidir. Kemoterapi boyunca alkollü içecek  ve sigara kesinlikle kullanılmamalıdır.

a-Bulantı-kusma: Bazı kemoterapi ilaçları beyindeki kusma merkezini ve mideyi etkileyebilir. Bu yan etkinin önlenmesi için genellikle kemoterapi uygulaması öncesinde damar yolu ile bulantı önleyici ilaçlar verilmektedir. Kemoterapinin hemen ardından ya da 8 ila 12 saat sonrasında gelişebilecek olan bu tabloyu hafifletmek için evde kullanmak üzere ağızdan alınacak bulantı önleyici ilaçlar verilebilir. Ayrıca bu yan etkinin daha az şiddette olması için;

1-Doktorun verdiği bulantı önleyici ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı

2-Sindirimi zor, yağlı-şekerli yiyecekler tüketilmemeli, daha çok soğuk sunulan sandviçler, zeytinyağlılar, ekşili gıdalar,meyve suları gibi yiyecekler tüketilmeli

3-Kokulu uyaranların bulantı başlatmasını önleyebilmek için yemek pişirme konusunda yardım alınmalı

4-Eğer halsizlik yoksa hafif egzersizler, yürüyüş yapılmalıdır. Tüm bunlara rağmen beslenme ve sıvı alımını etkileyecek şiddette bulantı kusma yaşanıyor ise mutlaka doktor ile irtibata geçilmelidir.

b-Saç dökülmesi: Kemoterapi ilaçları geçici olarak kısmi ya da tam olarak saç kaybına neden olabilir. Saç kaybı sadece kafa derisi ile sınırlı kalmayıp vücudun diğer bölgelerini de (kas. kirpik, koltuk altı, kasık, bacak tüyleri) etkileyebilir. Bu durum, kemoterapi uygulamasını takiben 10-21 gün içinde ortaya çıkar. Kemoterapi bitiminde saçlar tekrar çıkmaya başlar. Saç dökülmesine karşı saçlı deride kan dolaşım hızını azaltıp, kemoterapi ilaçlarının burayı etkilemesini önlemek amacı ile buz şapkası gibi bir yöntem varsa da uygulanması çok tavsiye edilmemektedir. Kemoterapi esnasında oluşan saç dökülmesinin geçici olduğu, tedavi bitiminde kesinlikle saçların tekrar çıkacağı bilinmelidir.

c-Ağız içi yaralar: Kemoterapi uygulaması ağız ve boğazda yara oluşumuna neden olabilir. Yaşam kalitesini düşürmesi ve ağrı yapmasının yanında enfeksiyona da neden olabileceği icin mümkün olduğunca önlenmesi gerekir. Onlem olarak kemoterapi başlamadan en az iki hafta önce diş hekimine gitmeli ve gereken tedaviler yapılmalıdır. Ayrıca kemoterapi uygulamasını takiben karbonatlı gargara yapmak, yumuşak bir fırça kullanarak her yemek sonrası dişleri fırçalamak, varsa takma dişlerin hijyenine dikkat etmek, ağıza tam oturmayan takma diş kullanmamak, tahrişe neden olacak çok sıcak, çok soğuk, asitli yiyecekleri tüketmemek, alkol ve sigara kullanmamak ağız içi yaraları önlemede faydalı olacaktır.

d-iştahsızlık: Kemoterapi iştah azalmasına neden olabilir. Bu durum kilo kaybına ve hastanın kendini halsiz hissetmesine neden olur. lştahın azaldığı dönemlerde sık sık ve küçük porsiyonlar şeklinde yemek yemek, mümkün olduğunca kalorili gıdaları tüketmek, peynir, yoğurt. yumurta gibi protein bakımından zengin gıdaları ihmal etmemek, doyma hissi oluşturacağı için yemek sırasında sıvı almamak gibi önlemler faydalı olabilir. Beslenme ile ilgili diyetisyenden yardım almak gerekebilir.

e-ishal ve kabızlık: Kemoterapi sonrası ishal ya da kabızlık görülebilir. Bu tablo çoğunlukla uygun bir diyet ve ilaçla tedavi edilebilir. Ancak ishal sırasında ateş, ağız kuruluğu yaşanması, kabızlığın 2-3 günden daha uzun sürmesi ve gaz çıkışının olmaması halinde doktora başvurulmalıdır.
f. Üreme sistemine etkileri: Kemoterapi erkeklerde sperm hücrelerinin sayısını ve hareket yeteneğini azaltabilir. Bu durum kullanılan ilacın özelliğine göre geçici veya kalıcı kısırlığa neden olabilir. Ancak cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Kadınlarda da adet düzen bozukluklarına veya ilacın özelliğine göre adetten kesilmeye yol açabilir. Aynı şekilde kalıcı veya geçici kısırlığa neden olabilir. Hem kadın, hem erkek için kemoterapi ilaçlarının kromozomlar ve anne karnındaki bebek üzerinde olumsuz etkisi olduğu için etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanılmalıdır. Yöntem spiral ya da doğum kontrol hapı olmamalıdır.
g-cilt sorunları: ilacın verildiği yerde veya verildiği damar boyunca renk değişikliği meydana gelebilir. Bazen renk değişikliği tırnakları ve saç diplerini de etkileyebilir. Bu bölgelerde kolonya gibi alkol içeren solüsyonlar kullanılmamalıdır. Kemoterapi ilaçları kanser hücresini etkilerken kan hücrelerinin de zarar görmesine neden olur.

Kemoterapi ilaçları nasıl etki eder?

Kemoterapi ilaçları kan yoluyla vücuda dağılır ve
büyüme kontrolü bozulmuş tümör hücrelerinin
çoğalmasını önler. Kemoterapi ilaçları e~ sık
damar yolu ile uygulanmakla beraber, agız yolu
ile alınan tabletler, kas içi ve cilt altına enjeksiyon,
karın içi ve akciğer zarları arasına uygulama
yöntemleri de vardır.

Kemoterapinin amacı nedir?
1-Kanseri tedavi etmek (tümör dokusunun
tamamen ortadan kalkmasını sağlamak)

2-Kanserin yol açtığı belirtileri gidermek (ağrı ve

benzeri belirtileri gidererek hastanın yaşam

kalitesini yükseltmek)

3-Kanseri kontrol etmek (büyümesini yavaşlatmak,
yayılmasını önlemek ve hastalığın kontrol altında
tutulmasını sağlamak)

 

Kanser anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması ile karakterize bir grup hastalıktır.Bu hastalığın tedavisinde kemoterapi önemli bir yer tutar.Kemoterapi konusunda başkalarının tecrübelerinden bilgilenmeye çalışmak, hastaları olumsuz yönde etkileyebilir.Her insanın farklı bir yapıda olduğu, yan etkilerinin herkeste farklı düzeylerde görülebileceği belki de hiç görülmeyeceği bilinmelidir.

 

 

Kemoterapi nedir?

Kemoterapi ilaçla tedavi anlamına gelir.
Kemoterapi amacı ile elliden fazla ilaç tek başına
ya da birlikte kullanılabilmektedir. Hastalığın
durumuna göre kemoterapi; ameliyat öncesı,
sonrası, radyoterapi ile birlikte ya da tek başına
uygulanabilir. Kemoterapi uygulaması, var olan
kemoterapi ilaçları arasından hastanın yaşına,
durumuna, vücut özelliklerine, hastalığının yerıne
ve evresine göre seçilir. Hekiminiz tarafından
ilaçların seçilmesi ve uygulama zamanlarının
planlanması ile tedavi protokolü oluşturulur.

 

 

Birçok madde bebeğinizin ilk gelişim aşamasını etkileyebilir. Aşağıda bu maddelerin birlis
tesi ve gelişen bir cenin üzerindeki etkileri bulunmaktadır. Bu liste yaygın olarak kullanılan
reçeteli ilaçlar ve kimyasal maddelerden oluşuyor

SSK’lı ve Emekli sandığı çalışan gebelerde doğum öncesi  ve doğum sonrası izinleri ile ilgili düzenlemeler aşagıda belirtilmiştir. Hamilelerin mağdur olmaması için gereken şey sadece o tarihler arasında Sağlık bakanlığına bağlı bir Devlet hastanesine yada düzenli takip oldukları SGK anlaşmalı hastanelerde gerekli formaliteleri yerine getirmesi gereklidir.

SSK’lı gebeler vizite kağıtlarını ,657 bağlı devlet memurları ise kurumlarından aldıkları hastaneye sevklerini gösteren evraklarını yanlarında bulundurmalıdırlar.Evrakların en çok 3 gün önce alınmış olması gerekir.

Yasal olan bu izni kullanabilmeniz için hamileliğinizin 32. haftasında doktorunuzdan  rapor almanız gerekmektedir.Rapor, ve yaptırdığınız ultrason sonuçları ve tetkikler ile birlikte yukarıda yazdığımız hastanelerden birine başvurarak raporu onaylatmanız ve daha sonra çalıştığınız kurumdaki personel işlerine iletmeniz yeterli olacaktır.

Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği
gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart
sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü(son adet tarihi)
gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay
kullanılmaz, gün veya hafta kullanılır. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk
gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı
olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.Gebeliği hafta olarak
takip etmeniz doktorunuzla iletişiminizi kolaylaştıracaktır.Ay hesabı
kullanılmamaktadır.

Hamile kalmadan önce uygulanması gereken bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

-Hamile kalmadan önce normal ideal kilonuzda olmanız gerekir(3 ay önce).Aşırı kilolu hamile kalan bayanlar, hamileliğe bağlı diyabet ve yüksek kan basıncı riski taşırlar ayrıca sezeryan doğum yapma oranları normal doğum yapma oranından daha fazla olur .Normal kilosunun altında hamile kalan bayanlar ise hamile kalmakta zorluk çeker ve doğan bebeklerin prematüre doğma oranları daha fazladır.

-Kronik bir rahatsızlığınız varsa doktor kontrolünde olun.

-Doktorunuzun önerdiği vitamin ilaçlarını için.

-Sigara içenler sigarayı bırakmalı sigara içilen ortamlardan uzak durmalı.

-Doktor eşliğinde Folik asit almaya başlamalısınız  çünkü Folik asit beyin ve omurilik hasarlarının önlenmesine yardımcı olur ayrıca Folik asitin kanda  düşük düzeyde olması düşük yapma riskini arttırır. Folik asit hamile kalmadan önce alınmaya başlanmalıdır.

-Doktorunuzdan kolestrol düzeyini ölçmesini ve demir düzeyinizi kontrol etmesini istemelisiniz.

-Enfeksiyonlardan kaçınmalısınız . Ellerinizi sık sık yıkayın.

-Stresten uzak durun.

-Tehlikeli kimyasallardan uzak durun.

-Diş ve ağız sağlığınıza önem verin.

Bu dönemde kilo almaya hazırlıklı olmalısınız.Kilo almak moralinizi bozmasın çünkü bu kilolar hem bebeğinizin hemde sizin sağlığınız için çok önemlidir.Ama kendinizi kilo alırken bırakmamanız gerekiyor;dikkatli ve sağlıklı bir şekilde beslenerek kilonuzu kontrol edebilirsiniz.Hamileliğinizin gereksinimlerini karşılamak kadar kilo almak yeterlidir.
Tek bebek beklenen hamilelik döneminde hamilelik boyunca annenin19 kilo alması beklenir.Bu kilodan fazlasını alan normal kilolu anne adayları menopozdan sonra meme kanseri olma olasılıkları artabilir olacağını yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.
Hamile olduğunuz için kendinizi salmamanız lazım ve yavaş yavaş kilo almanız lazım.İki kişilik yemek yemek yeme zorunda olabilirsiniz ama iki katı kadar yemek yeme zorunda değilsiniz.İlk trimesterda aldığınız kilolar önemlidir.Yani ilk 13 hafta boyunca aldığınız kilolar önemlidir.Daha sonraki dönemlerde alcağınız kilolar bebeğin doğum kilosuyla uzaktan veya yakından alakalı değildir.Yapılan araştırmalar bunun böyle olduğunu ispatlamıştır.Eğer ilk 13 haftada iyi kilo aldıysanız bebeğiniz kilolu doğar.Tamtersine az kilo aldıysanız bebeğiniz düşük kiloda doğar.
Kalorilerle ilğili problemi olan kadınlar hamilelikleri boyunca her istediklerini yiyemeyebilirler.Seçtiğiniz besinlere çok dikkat etmelisiniz ve sağlıklı beslenmelisiniz.Besleyici gıdalar almalı boş kalorili gıdalardan uzak durulmalıdır.Taze sebze ve meyveler seçmeli ve kafeinden uzak durulmalıdır.

1- BOTOX (BOTULUNİM TOXİN):Özellikle yüz bölgesinde mimik hareketlerine bağlı kırışıklıklarda ve aşırı derecede koltuk altı, el ve ayak terlemelerinde uygulanılan bir sistemdir.

2-KİMYASAL PEELİNG: Kimyasal elementler kullanılarak, cildin daha canlı görünmesini sağlayarak, basit kırışıklıkların, çillerin, güneş benlerinin ve bazı akne tiplerinin düzeltilmesinde kullanılır.

3-DOLGU (RESTYLANE ): Kolay bir işlemdir. Yüzdeki derin kırışıklıkların hafifletilmesinde ve dudaklarınıza doğal bir dolgunluk saglamak için uygulanılan bir sistemdir.

4-CYNOSURE: Derin vasküler lezyonlar, vasküler lezyonlar,  rejünenasyon (yenileme) ve yüz kırışıklıkların giderilmesinde uygulanılan bir sistemdir. Epilasyon için farklı modüller içeren komplex bir lazer cihazıdır.

5-MEZOTERAPİ (MESOTHERAPY): Deri altındaki problemlerinizde, selülit(portakal kabuğu görüntüsü) denen yağların bölgesel inceltilmesinde, kırışıklıkların giderilmesinde, cildin kendini yenilemesinde ve canlanmasında, cerrahi ve diğer yöntemler (botox,dolgu,lazer vb.)yerine kullanılan bir tedavi şeklidir.

Saç dökülmelerindede kullanılan bu sistem saçlı derideki kılcal damarların daha iyi kanlanmasında yardımcı olur.

6-AYAK SAĞLIĞI (PODOLOJİ):Ayak ve tırnak sağlıkla ilgili olan podoloji özellikle diyabetik ayak ve tırnak bakımı,batık ve şekilsiz , kalın tırnakların ameliyatsız tedavilerinin uygulandığı bölümdür.

7-DERİ YAŞLANMASI (MİKRODERMABRAZYON): Cerrahi girişime ihtiyaç duyulmadan cildin üst tabakasını soyarak cildin daha doğal görünmesini amaçlar.